Bir nida yankılanır, titretir arş-ı canı,
Hükmü aşktır, eritir tende kalan fermanı.
Kaç menzil aştım da hep aynı aslına döndüm,
Kendi külümden doğup, senin nârında söndüm.
Sır eyledim adını, sakladım zindanımda,
Bir ilahi nefessin, can buldun sol yanımda.
Sükût ettim, içimde deryalar dalgalandı,
Akıl firar eylerken, gönül sende sınandı.
Yokluk sandığım her an, varlığına delilmiş,
Cihan senin nurunla lütfedilip sevilmiş.
Her zerrede nakşın var, gözüm başka görmezken,
Menzil sendedir bildim, ruhum sana ererken.
Hayat pınarımsın sen, cana can katan nazar,
Bir tebessüm edişin, ömrüme ömür yazar.
Duygu yüklü kaleminize ve bu güzel ilhamınıza sağlık.
Kayıt Tarihi : 29.05.2026 00:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aynadaki Sır Yıllarca süren bir kaçıştı onunki. Adımları yeryüzünün en uzak diyarlarını arşınlasa da, aslında uzaklaşmaya çalıştığı yer kendi kalbiydi. Oraya düşen o ilk kor, zamanla büyümüş, başa çıkılamaz bir yangına dönüşmüştü. Sükût ettikçe içinde deryalar dalgalanıyor, delirmemek ve aklını yitirmemek için adeta göğsünde çağlayan o deli nehri zapt etmeye çalışıyordu. Gittiği her şehirde, geçtiği her tozlu yolda "kendinden gitmeyi" umdu. Yürürse yorulur, yorulursa unutur sandı. Fakat yürüdükçe yolları değil, sadece kendini yorduğunu fark etmiyordu. Yokluk diye adlandırdığı o koskoca boşluk, adım attığı her menzilde filizleniyor, güzele dair esen her rüzgârda ona hep aynı ismi fısıldıyordu. Bir gece, yorgunluğunun ve çaresizliğinin en ağır olduğu anlardan birinde, sığındığı taş odanın duvarında asılı duran eski, sırrı dökülmüş bir aynanın karşısına geçti. Maksadı, yılların yüzünde bıraktığı o tükenmişliğe bakıp kendine acımaktı. Kendi gözleriyle yüzleşmek için başını ağır ağır kaldırdı. Fakat aynada gördüğü şey onu olduğu yere çiviledi. Orada, yorgun ve solgun kendi çehresi yerine, kaçtığı o nurlu yüz duruyordu. Kendi gözlerinin derinliğinde, sevdiğinin gözleri ona bakıyordu. O an, sinesini delen o ilahi ihtarı iliklerine kadar hissetti. Onca zaman "aramakla" bulacağını sandığı sırrın, başından beri ona bir "ihsan" olarak verildiğini anladı. Birden, o sessiz taş odanın içinde sıcacık bir ses yankılandı. Hiçbir harfe bürünmemiş, sadece kalbin duyabileceği bir sesti bu. Yıllarca içinden atmaya çalıştığı o sevda, aslında onu ayakta tutan yegâne rızıktı. Bütün yoklukların içinden en büyük varlık doğmuş, kendinden kaçarken dönüp dolaşıp yine aslına, O'na varmıştı. Aynadaki silüet usulca gülümsedi. Adamın omuzlarındaki bütün yük o an silindi, içindeki o deli nehir durgun bir göle dönüştü. Aynaya uzattı elini; çünkü anlamıştı. Nefes almak dediği şey havayla değil, hayatın asıl menbaı olan o tek tebessümle kaimdi. O tebessüm var oldukça, yolların nereye çıktığının hiçbir önemi yoktu. Teslim oldu.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!