Şimdi kalkıp karşına geçmek,
"Ben seni bir başka seviyorum" demek var aslında.
Ama gel gör ki, benim o kadar afili bir cesaretim yok.
Sen bir kaldırımdan yürüyorsun mesela,
Bütün şehir senin adımlarına uyduruyor ritmini.
Ben karşı kaldırımda, cebimde ellerim,
Sana bakarken yakalanmanın o ince telaşındayım.
Mesele sadece sana açılamamak değil,
Mesele, senin aydınlığında kendi karanlığımdan utanmak.
Ben ki üç beş kelimeyi bir araya getirip dünyayı çözerdim kendimce,
İş senin o güzel yüzüne gelince,
Bütün bildiğim harfler birbirine dolanıyor.
Zaten ben birine sevdalandım mı, boynum hep biraz sağa düşer,
Hep biraz mahzunlaşır adımlarım.
Hani bilsem ki sen de bana bir adım atacaksın,
Yemin billah, dağ tepe demem gelirim.
Ama sen öylesine yüksekte, öylesine başka parlıyorsun ki,
Benim o tozlu pabuçlarla senin hayatına girmem
Küstahlık olur, hadsizlik olur.
Bir bülbülün güle tutulması gibi değil bizimkisi,
Bir garibanın vitrindeki en güzel oyuncağa bakması benimkisi.
Sen iyisi mi, hiç bilme benim bu hallerimi.
Ben seni o çay bardaklarının buğusunda,
Yağmur yemiş sokak lambalarının altında kendi kendime seveyim.
Sana söyleyemediğim her söz, benim içimde dert olsun, şiir olsun.
Sen hep o bildiğim, o güzel halinle kal,
Ben bu uzaktan sevme işini hallederim.
Kayıt Tarihi : 28.05.2026 04:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!