Dünyanın bütün haritalarını serdim masaya,
Dağlar, nehirler, kıtalar hepsi yerli yerinde.
Uçsuz bucaksız denizleri ölçtüm,
Aşılmaz denilen zirveleri ezberledim.
Koca bir yerküre ne kadar da sade,
Ne kadar da anlaşılırmış meğer.
Ama sıra sana gelince şaşıyor bütün pusulalar,
Gülüşünün başladığı kıyılara
Hangi rüzgâr ulaştırır, hangi gemi yanaşabilir?
Ben ki yürüdüğü her sokağı kendi evi sanan biriydim,
Şimdi senin o kısa sessizliklerinde bile,
Yönünü kaybetmiş acemi bir seyyah gibiyim.
Eskiler yıldızlara bakıp yolunu bulurmuş,
Karanlık bastırınca bir fenerin ışığına sığınırmış yolcular.
Halbuki dünyanın en berrak gökyüzü bile,
Senin gözlerindeki o derin gece kadar
Alıp götürmedi beni benden.
Benim çaresizliğim kaybolmaktan değil sevgilim,
Seni sığdıracak kadar büyük bir coğrafya bulamamaktan.
İstersen bir ömür yürüyeyim peşinden.
Çünkü haritaların gösterdiği hiçbir yön,
Senin kalbine giden o ince yola çıkmıyor.
Bağışla beni,
Bütün dünyayı bir beyaz kağıda çizseler de,
İçinde sana benzeyecek tek bir manzara yok.
Kayıt Tarihi : 28.05.2026 03:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!