Doğdu yaşıyor ve ne zaman öleceğini Tanrı bilir.
Türk Milliyetçisi
6 Şubat'tan geriye
Naylon kefenler kaldı bize
Betona gömülü hayaller kaldı.
Karanlık sabahlar kaldı bize
Çığlık çığlığa uyanan yürekler kaldı.
Yalnızlık kaldı bize
Duvarlar hep soğuk...
Pencere önü menekşeleri solgun...
Menekşeleri aç bırakmak benim suçum...
Kahvaltı tabağı üstünde bir karartı.
Küçük bir sinek vızıltısı...
Mutluluk şiirleri mi?
O da neyin nesi?
Bir şiir de mutlu olmak,
Hangi şairin mucizesi?
Aşk şiirleri demek...
Bir nefes kadar yakın,
Bir şehir kadar uzaksın bana.
Bakışlarımı yoruyor ufukta bir nokta.
Biliyorum beni izliyorsun oradan,
Ufacık bir delikten.
Fakat bilirsin ya da bilmezsin,
Beklemek yaşamaktır,
Uzak bir umudun izinde.
Alışmaktır beklemek,
Beklenenin dönmeyişine.
Sabır taşı olsa illa ki çatlardı bir gün,
Ve bıkardı beklemekten gönül.
Öpsem zümrüt gözlerinden,
Dokunsam ipek saçlarına, koklasam...
Sevsem, sevsen, sevişsek...
Öpsem, öpsen, sevişsek...
Gönlüm gönlüne denk olsa,
Tenim tenine denk...
Kalmadı eskilerden bir iz.
İzleri hepten sildi yeniler.
Yeni dediğin bir tuhaf boşluk.
Oysa dolu doluydu eskiler.
Çoktan eskidik belli ki gün gün.
Derdime derman olacak mıydı?
Derdine yandığımın aşkı.
Yandığıma değecek miydi?
Aşkını kargışladığımın dünyası.
Gönül dert küpü misali dolmuş, taşmış.
Tarihin şanı, atamın ulu asaletinden,
Ülküm vatan, düşmez hiç dilimden,
Göğü kutsal bilişim, hep Tanrıdan,
Vazgeçiremez kimse, beni özümden.
Türk derler bize, Türkçedir sözümüz
Dünyanın gerçeği gönüldür,
Gönül ise düş.
Aç gözünü sevgili,
Gel önüme düş.
Varalım, içelim aşkın şarabından,
O şarap ki;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!