Sözlerin bittiği o eşikte duruyorum şimdi,
Senden kalan boşluğa, devasa bir sessizlik inşa ettim.
Dokunduğun her köşe artık birer mayın tarlası;
Hatıranın üstüne bastıkça içimde bir yerler infilak ediyor,
Ben bu gürültülü yangının ortasında, dilsizce ağladım.
Yine akşam oldu, çöktü bir duman,
Dağ gibi ardına baktım ağladım.
Durdu saatlerim, geçmiyor zaman,
Ömrümü bir hiçe yaktım ağladım.
Boşlukta sallanır kırık ellerim,
Beyazın en kirli tonunda boğulurken bu dilsiz koğuş,
Zihnimin duvarlarına adını kanımla kazıyan bir deliyim.
Dışarıda baharlar açsa ne çıkar, bende mevsim hep kara kış,
Ben senin aşkınla aklını yakmış, o eski evin sahibiyim.
İlaç kokan sabahlarıma senin kokunu sığdırdım gizlice,
Kem gözlerinizi diktiniz varıma yoğuma,
Akbaba gibi çöktünüz mutluluğuma ve yuvama.
Duvarlar ördüm artık hem sağıma hem de soluma ,
Akraba değil bunlar, hepsi birer akbaba!
Dillerinden düşmez hiç din, iman, adalet,
İster eğsin başını, ister dursun divana,
Kalpte huşu yok ise, verdiğin emek gider ziyana.
İçine Allah korkusu koymayan biri,
Alnını secdeye koysa ne olur, koymasa ne olur?
Gözü kalır dünyada, aklı fikri halen hilede,
Boyum yetmiyor artık mutfak tezgahına,
Annem yok ki tabureyi altıma koysun.
Ev biraz soğuk bugün, biraz da sessiz,
Babam diyor ki; "O artık çok derin bir uykuda."
Neden uyanmıyor? Bak Kuşlar bile uyandı,
Sen yanımdayken dünya durulur, diner içimdeki o deli fırtına,
Ruhumun yorgun gölgesi bile sığınır senin o huzur dolu limanına.
Bütün gürültüler kesilir o an beynimden ,silinir tüm kalabalıkların tüm izi,
Senin tek bir gülüşün bile baştan yazar, bizim yarım kalan hikayemizi.
Gözlerinin aydınlığı vurur da yüzüme dağılır içimde biriken tüm efkar,
Seni bana sorsalar;
Ucu bucağı görünmeyen, hırçın bir deniz derdim,
Dalgaları ruhuma vuran ama dindiğinde huzur veren...
Yüzünü sabahın ilk ışıklarına benzetirdim;
Hani bakınca karanlığımı dağıtan, dünyamı aydınlatan o güneş gibi.
Ne bir mektup bıraktı, ne bir çift söz etti,
Bir bakışla bu ömrü, bir anda tüketti.
Sanki tüm kainat o karaya hapsedildi
Aşk, onun gözlerinin içinde saklıydı.
Sanma ki sadece bir renk, bir ışıktı,
Sırtımı yasladığım gökyüzüydün, mavisini çekip aldılar,
Şimdi hangi duvara değsem, ellerim kimsesizlikten üşüyor.
Yıkıldı üstüme o heybetli gölgen, benide öylece bıraktılar,
İçimde bir yer var baba, her gün biraz daha ölüyor inan.
Hasretin, paslı bir bıçak gibi bilenmiş sabrıma...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!