Bütün kapıları yüzüme kapatıp gittin, ardına bile bakmadan,
Bir sönmez yangın bıraktın içimde, küle bile duman katmadan.
Şimdi bu harabede tek başıma üşüyorsam bu kör karanlıkta,
Bu muydu senin bahsettiğin o sevda?
Dizlerinde derman ararken ben, sen yollarımı taşa çevirdin,
Bakmayın gözlerimdeki o durgun denize,
İçimde dalgalar dövüyor o dik kayalıkları.
Sözlerim hapsolmuş sanki derin bir gize,
Sessizce bekliyorum, dindirmek için bu sancıları.
Taş basıp bağrıma sustuysam eğer bugün,
Kafamın içi öyle dolu ki kendimi sorguya çekmeden duramıyorum …
İçimizdeki o pencereleri kim açıyor biz uyurken?
Hani şu rüzgar bile girmeye korkarken,
perdeleri havalandıran o gizli el kimin?
İnsan kendi bedeninde bir yabancı gibi gezinir mi?
Gezinirmiş.
Sana “buyur buradan yak" dediğimde yanlış anladın,
Aslında benim kastettiğim canım değildi.
Sana adanmış koca bir ömrü o saf sevdana,
Kendi ellerimle feda etmekti, Ama o bile yetmedi.
Şimdi bir dumanın ardında bıraktın beni Yarada’na,
Duygularını tamamen tükettiğini söylüyormuşsun herkese,
Bizim hikayemizi tozlu raflarda kalmış eski bir kitap gibi görüyormuşsun.
Kapat... Bir daha kapağını bile açmayacak gibi koy bir kenara,
Ama o karanlık odada, zihninde sayfaları tek tek çevirirken,
İçten içe sızlayan o eski satırların acısınıda anlat bana.
Raflara her sabah zamları basan,
Etiketi gizleyip, halkı usandıran,
Doğruluktan kaçıp, yalanla susan,
"Camiye koşarak gidiyor!"
Kiracıyı sokağa atmaya kalkan,
Senin nûrun olmazsa, cihan koca bir enkaz yığını,
Senin aşkın çözer ancak, bu dünyanın bağını.
Ey Nebi! Bir kez dokun, şu kurumuş ruhuma,
Yeşert her zerremi de, kaldır hicran dağını.
Güneş Seninle doğar, ay yüzünden utanır,
Kefenini yırtarken kışın buzdan elleri,
Zemheri karanlığı henüz silinmeden gel.
Susturmadan içimde inleyen o sesleri,
Ruhumun sancağı yere düşmeden,
Cemreler toprağa düşmeden gel,
Yalan bir düş uğruna tükendi bitti ömrüm,
Senin o karanlık yollarında kendi kendimi tükettim ben.
Gönül bahçemde sende, gül yerine yel oldun artık,
Sözüm geçmez artık kendime, ahım ile yanasın;
Beni böyle terk edip gittin ya ,ciğerin yansın.
Yükleme ömrünü bir hiç uğruna, değmez bu dünya ya,
Gözyaşı döktüğün her kimse, sadece uykunda bir rüya.
Ruhu satılık olanın, gözü yerde kalır daima unutma bunu,
Sen o yıkıntıdan bak dünya,ya, o mağrur gururlu bakışınla.
Seven hiç bir el, hançer vurup da kanatmaz bir kalbin içini,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!