Diz çöktürdün yetmedi mi, daha ne istersin?
Sırtımda bin hançerle beni nereye sürersin?
Ömür boyu mahkûm gibi zincire vurursun,
Mezarımı kazmaya mı geldin yine felek?
Kurumuş bir ağacım ben, dalım kalmadı artık,
Zamanın değirmeninde kemiklerimin çatırdayışını dinledi ömrüm,
Ruhumun en dibindeki o dipsiz uçurumla tek başıma yüzleştim.
Tükenmişliğin buzdan eli gırtlağıma yapışmış bir gölgeyken bile,
Kendi enkazımı kendim taşıdım, yine de kimseye kambur olmayım diye.
Karanlığın en koyu rengini giydim ben üzerime,
Sana yürürken yorulmazdı ayaklarım,
yollar uzardı da, ben menzili sende bilirdim.
Gözlerinin kıyısına sığınmış bir mülteci gibi,
bütün fırtınalardan kaçıp sadece sende dinlenmekti niyetim.
İnandığım ne varsa heybeme koyup gelmiştim,
büyük, kusursuz ve masum bir çocuk gibi.
Gurbetin ayazı bağrımı deler,
Yeter bu çektiğim sitemler, yeter bunca keder.
Gayrı dertlerim bana imdat eder,
Yüzümü sılaya döndüm gidirem.
Neyleyim altını, neyleyim puli?
Varmak değil niyetim, sadece durmamak artık,
Yolların tozuna karışsın bu yorgun nefesim.
Yüreğimde bin yıllık bir hüznün ağırlığı var,
Kırıldı içimdeki o çocuksu, o masum sesim.
Cebimde buruşmuş hayaller, birde sönük bir fener,
Sessizliğin o keskin, o soğuk miladından bir gece yine,
Kırık bir bardağın kenarında sızması ile başladı zaman.
Sen kapıyı kapatıp gitmedin sadece o gün ,
Gidişin, gökyüzünün yere inişi idi adeta.
Bir bakış vardı oysa, göğsümde milat gibi duran,
Bir yangın başlangıcıydı gözlerinin kıyısı,
Ben o kıyıda bütün gemilerimi yaktım.
Yüreğimde dinmeyen bir veda sızısı,
Her gece hayalinin avucuna bıraktım.
Gül senin teninde saklıydı, bilmezdim,
Gönül sarayımı yıkarken sen ezelden,
Anlamadın ki ne sevdadan ne tatlı dilden.
Vazgeçtim artık o hayırsız kokmayan gülden,
Merak eden herkes bilsin; günah benden gitti yâr!
Seninle harmanlandım, sende buldum ben özümü,
Madem kafana koydun, lafı uzatmaya gerek yok,
Al neyin varsa, bir saniye bile durma eşikte.
Belli ki senin heybende bana dair yalan çok,
Benim payıma düşense sadece beklemekmiş bu eşikte.
Şimdi o çok sevdiğin yollarına koyulabilirsin,
Arkana bakarsan adımların birbirine dolanır.
Ne yazık ki çok geç uyandım o sinsi uykudan.
Ben senin kurak ruhuna can suyu olmaya çalışırken,
Sen arkamdan sadece kuyular kazıp, durmuşsun.
Gidişin koymadı inan, tek bir damla yaş bile düşmedi senin için gözlerimden;
Ben sadece senin gibi bir çamura bastığıma,
Geçen o ziyan edilmiş yıllarıma,gençliğime yandım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!