Zamanın buz tutmuş parmakları dokunuyor saçlarıma,
İçimde birikmiş fırtınaların amansız çığlığı bu.
Beyaz bir kefen gibi seriliyor umutlarım avuçlarıma,
Sen yoksun ya Kar yağıyor gecelerime.
Kimin elindeyim, hangi meçhul kederdeyim?
Bana "yürümeye devam et" diyorlar,
Yolların sonunu aydınlık sanıyorlar.
Oysa ki ben her adımda biraz daha,
Kendi içimdeki boşluğa gömülüyorum.
Bana "gözlerin derin bakıyor" diyorlar,
Bakışın ömrüme sanki ilk yaz müjdesi,
Sesinde dindi kalbimin en gür sesi.
Seninle değişti dünyamın çehresi,
Gönlüne bahar, kirpiğine kaş olurum senin.
Yüzünde bir hüzün görse bu gözler,
Milletin kafasındaki örtüye takılıp kalmışsınız,
İnsanı tartmadan ne çabuk harcamışsınız.
Kafanızın içindeki o sığ düşünceyle,
Asıl siz karanlığın içinde kalmışsınız.
Ne yapsanız boşuna, o asil duruş sizin önünüzde eğilmez,
İstanbul bile sen kokuyor bu gece.
Sahil boyunca yürürken bile,her dalga ismini fısıldıyor sanki kalbime.
Rüzgâr,önce saçlarına uğramış da, sonra usulca kokunu omzuma bırakmış gibi.
Ben denizi seyretmiyorum aslına bakarsan;
Dalgalarla kıyıya vuran o huzur veren sesini dinliyorum saatlerce.
Sana bu akşam, gençliğimi harcadığın o uçurumun kenarından yazıyorum.
Ömrümü feda ettiğim yılların bakiyesi, avuçlarımda kalan koca bir nefret şimdi.
Giderken beni bıraktın ya o çıkmaz sokakta;
"Yolun açık olsun" der gibi bakan o son bakışın, aslında kendi uçurumuna attığın ilk adımdı.
Hiçbir şey yolunda gitmezken, senin gidişine sadece "değer kaybı"dedim ve sustum.
Dilinden dökülen o tatlı her sözüne,
Cennetten bir köşe sundu sanki önüme.
Düşmüşken peşine binbir hevesle aşkının,
Bir ömür adadım senin için tek bir günüme.
Kendi ellerinle inşa ettiğin o koca sarayda,
merhaba Usta...
Artık cümleleri birbirine uydurmaya mecalim yok.
Zaten hayatım boyunca neyi neye uydurmaya çalıştıysam,
Ya bir yanı eksik kaldı, Ya hep bir yanı fazla...
Ben en çok, olmayacağını bildiğim kapıların önünde
Bir mucize beklerken eskittim şu kısacık ömrümü.
Değerler pazara düşmüş, haysiyetler satılık,
Bir kutu süt olmuş, insanlıktan pahalı.
Cüzdanlar ağırlaştı ama ruhlar bataklık,
Paran yoksa eğer, her yer sana kapalı.
Acil bir hastaya bile ambulans gelmez iken bir türlü,
Vicdanım bir urgan gibi dolanırken boynuma,
Soğuk beton, kefen niyetine girdi yine koynuma.
Burada zaman akmaz, zaman ruhu öğütür;
Dört duvar dediğin, insanı burda diri diri öldürür
Sırtımı yasladığım taşta bin ahın izi var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!