Ben artık geceleri uyuyamıyorum,
Ne zaman gözlerimi kapatsam sen çıkıyorsun karşıma.
Ne kadar kaçsam da kendimden,
Bir yolunu bulup yine aklıma sızıyorsun bir gece yarısı.
Bıraktığın yerde öylece kala kalıyorum,
Ne kendimi bulabiliyorum ne seni unutabiliyorum.
Zamanın çarkında, bir kırık mızrap,
Ruhumu kavurur, bu bitmeyen azap.
Sende tükenmek mi? bütün ızdırap
İçilip ölmek mi? seni beklemek…
Dünya dedikleri, dilsiz bir kuyu,
Sustuğum her kelime, içimde bir intihar oldu,
Sırf senin gökyüzünde açsın diye en güzel ilkbaharlar.
Kendimi uçuruma ittiğim bir gece vardı ki;
Seni kıramayışım beni bana kırdırdı.
Gözlerinin uğruna feda ettim bütün ömrümü,
Kime siper olduysan bu hayat boyunca göğsün yarılana dek,
İlk kurşunu onlardan yiyeceksin, sakın unutma.
Sırtındaki her yaranın bir adı olacak,
Ve o isimleri sen, en çok sevdiklerinin arasından seçeceksin bu hayatta.
Canın pahasına tuttuğun bırakmadığın o eller,
Seni ilk uçurumdan aşağı iten ilk onlar olacak.
Biliyor musun ? Seni seviyorum diyebilmek,
Dünyanın en güzel diliyle konuşmak gibi.
Her gün, her saat, ve her saniye,
İçimde bir nehir gibi gürül gürül akıyor adın;
Adının geçtiği her yerde, sonsuza kadar seni seviyorum.
Herkes bir isim söyler, ben bin bir ah çekerim derinden,
Sen bir suret görürsün, ben o’na ömrümü dökerim.
Adının geçtiği her yerde durur zaman, nefesim kesilir;
Sen onu bir anlık sanırsın, oysa ki; ben her gece ölürüm.
Uykusuz gecelerimin sabahı hep onun rengi,
Bir vefasız yar amansız bir sevdaya düşürdü beni,
Gururumu attı da yerlere, oracıkta öldürdü beni,
Ömrümü adadım da ben o vicdansıza, o sahte bir sevdaya sattı beni.
Bir adamın ahı ağırdır, hele ki sevmişse yürekten.
Ben seni alnımın yazısı sandım, sen kendin kaçtın yazılmış kaderinden.
Zamanın çarkında eskir alınan her heves,
Sonrasında ise toprakta son bulur alınan her nefes.
Yalnızca bu aşktır o baki kalan tek ses;
Seveceksen eğer aşkı bir dua gibi sev; gizlice ve sessizce;
Ne nefsin baksın başka yöne nede o masum gözlerin.
Seni sevmek; bir uçurumun kenarında diz çöküp,
Düşmekten değil, seni orada yalnız bırakmaktan korkmak gibi.
İçimde öyle bir sen varsın ki, benden öte, benden derin;
Sanki nefesimi ben almıyorum da, senin ismin ciğerlerime
doluyor.
Gökten değil, içimin en derininden düştün,
Yorgun dünyama inen o en zarif mühürdün.
Sessiz bir mucizeyle şu ömrüme büründün,
Ben seni incitmeden sevmenin tam eşiğindeyim.
Seni sevmek, avuçta tutulan bir kar tanesi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!