Bir gün râh-ı ömrüm nihâyete ererse,
Ne bir mersiye oku ardımdan,
Ne de hazân vurmuş dallar gibi eğ başını.
Zîrâ ben,
Sana varamamanın kederiyle değil,
Sana rast gelmiş olmanın şükrüyle göçmüş olurum.
Bir gün sonbahar gibi dökülürse seslerin,
Aynalar yorgun düşüp terk ederse yüzünü,
Bir gurbet akşamında hatırlarsan izlerini
Yarım kalmış bir şarkı gibi büyürse hüznün,
İşte o gün anlarsın göğsümdeki fırtınayı,
Bir gün dağ başlarında üşürse ellerin,
Bir rüzgâr ansızın gelip dağıtırsa sesini,
Bir akşam vakti kırık aynalarda yüzünü
Yabancı bir yolcunun gözlerinde görürsen,
İşte o vakit anlarsın gecenin hükmünü sen,
Bir sen vardın;
gecenin kendine inandığı saatlerde,
yıldızların göğe değil,
senin yüzüne yakıştığını düşündüren.
Bir sen vardın;
bakınca insanın içindeki kalabalığı susturan.
Zannederdim ki hüsnün
bir mevsime mensuptur
gördüm;
nevbahar senden doğar
güz sana tâbidir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!