Biz ki kelimelerin ardına gizlenenler,
Yarası sesinden büyük, meczup birer kuluz.
Dünyanın gürültüsünde unutulup gidenler,
Kendi içimizdeki o tenhada kayboluruz.
Anlatamadıklarımız dökülür de kağıda,
Bir teselli ararız harflerin gölgesinde.
Ne bir zafer şarkısı, ne bir ah var ağıtta;
Yarım kalan bir ömrün o kırık bestesinde...
Bir kandiliz, sönmekle yanmak arasında,
Camı çatlak, yağı kıt, öylece bekleyen.
Gönlümüzün o dökük, o eski odasında,
Hüznü bir emanet gibi üst üste ekleyen.
Sormasınlar adımızı, biz hânı yıkıklarız,
Yolu kendinden geçen o garip yolcularız.
Sözün yükü ağırdır, biz susmaya tanığız,
Geceyi hırka gibi üstüne alanlarız.
Aynalar kırılsa da kalır içerde yüzün,
Mecazı gerçeğe bağlayan bir bağ gibidir.
Bizim hikayemiz bu; sitem değil, bu hüzün...
Gözyaşı toprağa sızan bir yağmur gibidir.
Varsın tamamlanmasın kaderin o cümlesi,
Biz yarım kalışların en sessiz aynasıyız.
Dinsin artık dünyanın o beyhude gürültüsü;
Biz, kendi enkazının altında yaşayanlarız.
Kayıt Tarihi : 13.06.2026 02:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Biz, o kibirli sarayları kendi ellerimizle yıktık ve o yıkıntının ortasına sessizce oturduk. Şiir, bizim için bir zafer anıtı değil; anlatamadıklarımızın, içimizde biriken ama dışarıya taşamayan o dilsiz sızıların sığınağı oldu. Kafiyeler birer pranga olmaktan çıktı; kırık bir kandilin çatlayan camından sızan ışık gibi, kendi ritmiyle süzüldü geceye. Mecazı gerçeğe öyle bir bağladık ki; şiirdeki o "camı çatlak kandil" sadece bir benzetme değildi. O, insanın kırgın kalbiydi. "Yolu kendinden geçen yolcu" ise, aradığı her şeyi dışarda kaybedip en sonunda kendi içine doğru uzun ve sessiz bir yolculuğa çıkan insanın ta kendisiydi. Biz bu şiirde büyük laflar etmedik, tarihin gidişatını değiştirecek iddialarda bulunmadık. Aksine, tarihin unuttuğu o loş köşelere, hânı yıkıkların dervişane sabrına baka baka yazdık. Dünyanın övündüğü ne varsa—başarılar, unvanlar, kazançlar—hepsini kapının dışında bıraktık. İçeriye sadece insan olmanın o en yalın, en korunmasız halini; yani hüznü aldık.




TÜM YORUMLAR (1)