Bir gün râh-ı ömrüm nihâyete ererse,
Ne bir mersiye oku ardımdan,
Ne de hazân vurmuş dallar gibi eğ başını.
Zîrâ ben,
Sana varamamanın kederiyle değil,
Sana rast gelmiş olmanın şükrüyle göçmüş olurum.
Bir vakit gelir de
gece,
sükûtunu omuzlarına bırakırsa,
Bir pencere aç semâya.
Belki bir yıldızın titrek ziyasında,
Belki bir rüzgârın mahzun nefesinde,
Belki de kalbinin en tenha köşesinde
Bir iz bulursun benden.
Lâkin beni arama.
Ben çoktan
Hatıranın en derin mahzenine çekilmiş,
Adını son duâsı bilmiş bir yolcu olurum.
Ve eğer bir gün,
Sebebini bilmediğin bir hicran çökerse içine,
Bil ki o an,
Ben seni değil;
Sana dair kalan son hayâli seyrediyorumdur.
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 15:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hayatın faniliği üzerine düşünürken, insanın ardında ne bırakacağını sorguladım. Kimi insanlar servet bırakır, kimi hatıralar, kimi ise birkaç kırık cümle... Ben ise ardımda bir pişmanlık bırakmak istemedim. Çünkü sevdiğim kişiye kavuşamamış olsam da onu tanımış olmanın, aynı gökyüzünün altında onunla aynı zamana denk gelmiş olmanın kıymetini taşıyordum. Bu şiirde anlatılan yolcu, vedaya hazırlanan bir insan değil; sevgisini şükre dönüştürmüş bir gönüldür. O, ardından gözyaşı dökülmesini istemez. Çünkü kaybettiği şey bir insan değil, çoktan hatıraya dönüşmüş bir zamandır. Geriye kalan ise kırgınlık değil, minnettir. "Ardımdan", bir veda şiirinden çok bir teşekkürdür. Ulaşamasa da seven, kavuşamasa da şükreden ve ayrılığı bile zarafetle karşılayan bir kalbin sessiz hitabıdır. Bu yüzden şiirin merkezinde ölüm değil; insanın, sevdiği bir ismi son duası gibi taşıyabilmesi vardır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!