Bir sen vardın;
gecenin kendine inandığı saatlerde,
yıldızların göğe değil,
senin yüzüne yakıştığını düşündüren.
Bir sen vardın;
bakınca insanın içindeki kalabalığı susturan.
Öyle ki,
adını anmak değil,
hatırlamak bile bir çeşit ibadetti.
Sonra gittin.
Ne kapılar kapandı ardından,
ne şehirler yıkıldı.
Ama bir şey oldu.
Yağmur,
eskisi kadar gökten yağmadı.
Rüzgâr,
eskisi kadar yeryüzünden geçmedi.
Ve ben,
Eskisi kadar ben kalamadım.
Çünkü bazı insanlar gelirken
hayata dahil olmaz.
Hayatın ölçüsünü değiştirir.
Senden önce de gökyüzü vardı.
Ama ben onu ilk sende gördüm.
Senden önce de bahar vardı.
Ama çiçeklerin açtığını
ilk senin yanında fark ettim.
Şimdi düşünüyorum da,
belki seni sevmek değildi mesele.
Belki sana hayran kalacak kadar
yalnız olmaktı.
Çünkü hayranlık,
sevginin diz çökmüş hâlidir.
Ve ben,
senin karşında
yenilmeyi bile güzel bulan taraftım.
Ne tuhaf...
Bir insanın yokluğu,
varlığından daha fazla yer kaplayabiliyor.
Sen gittin.
Ama gidişin gitmedi.
Aradan mevsimler geçti.
Ağaçlar kaç kere yaprak değişti.
Kuşlar kaç kere başka göklere göçtü.
Ben hâlâ
sana baktığım son anın içinden çıkamadım.
Çünkü bazı vedalar,
bir kapının kapanması değildir.
Bir ömrün,
aynı cümlede yarım kalmasıdır.
Ve sen...
Tanrının,
güzelliği anlatmak isterken
bir anlığına ölçüyü unuttuğu yer gibiydin.
Bu yüzden
senden sonra hiçbir şey çirkin gelmedi bana.
Hiçbir şey güzel de gelmedi.
Çünkü insan,
bir kere hakikati gördü mü,
benzerlerine alışamıyor.
Kayıt Tarihi : 10.06.2026 11:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
**Mina'dan Sonra** Bu şiir bir ayrılığın ardından yazılmadı yalnızca. Bazı insanlar hayatımıza girer, severiz, özleriz ve zamanı gelince unutmayı öğreniriz. Ama bazı insanlar vardır; gittiklerinde geriye bir boşluk bırakmazlar. Gittikleri yerle birlikte dünyanın ölçüsünü de değiştirirler. Mina benim için öyle biriydi. Onunla geçen zamanın ne kadar sürdüğü artık önemli değil. Çünkü bazı insanlar takvimlerde yaşamaz. Bir bakışta, bir cümlede, bir sessizlikte yer ederler. Mina'nın yanındayken sıradan şeyler bile başka görünürdü. Gökyüzü daha yüksek, rüzgâr daha canlı, hayat daha anlamlıydı. Belki değişen dünya değildi. Belki değişen bendim. Sonra Mina gitti. Ardından büyük felaketler yaşanmadı. Şehirler yerinde durdu, mevsimler yine geldi geçti. İnsanlar yine güldü, yine âşık oldu. Ama insan bazen kendi içindeki yıkımı dışarıya anlatamaz. Çünkü bazı kayıplar gürültüyle değil, sessizlikle gerçekleşir. Bu şiir, Mina'nın gidişinden sonra geriye kalan o sessizliğin içinden doğdu. Onu geri çağırmak için değil. Onu unutamadığımı anlatmak için de değil. Bir insanın hayatınıza dokunup gittikten sonra, sizden neleri beraberinde götürebildiğini anlatmak için. Belki bu yüzden bu şiir bir aşk şiiri değil. Bir zamanlar var olmuş bir güzelliğe, bir hatıraya ve insanın içinde sonsuza kadar yarım kalan bazı cümlelere yazılmış bir teşekkürdür. Mina'ya... Ve gittikten sonra bile gitmeyenlere.




TÜM YORUMLAR (2)