Sana dair ne varsa içimde,
AnlatırkenHep bir yanı eksik kalıyor.
Hani insanınAdını koyamadığı bir özlem olur ya,
Bir tren kalkarİçimin en tenha istasyonundan.
Raylarda paslanmış hatıralar.
Vagonlarda ağır bir sis.
Yıldızlara bile sığmıyor artık özlemin,
Geceyi bölen bir bıçak gibi keskin.
Hangi göğe başımı çevirsem büyüyor yokluğun,
Avuçlarımda külün, içimde sesin.
Zaman göğsüme bir duvar ördü gittiğin günden,
Bir adım atsam geçmiş, dursam içimde kıyamet.
Seni sevdiğimi duymasınlar.
Duyarlarsa,
Asarlar beni.
Seni sevmek
Bir şarkıyı yarısında bırakmak gibiydi.
Ne sonunu duyabildim,
Ne başını unutabildim.
Gittiğin gün
Saatler aynı saati gösterdi.
Bir serçenin görünmeyen gözyaşlarınaEmanet ettim umutlarımı.
Öyle ince,Öyle eksik,Öyle yaralı.
Her sevda,Kendi keskinliğini saklıyor içinde.
Biz ki, esmerliği coğrafya diye alnımızda taşımışız,
Güneşin doğduğu yerde, ilk kurşunu göğüslemişiz.
Toprağımızı tırnaklarımızla kazımışız, buğdayımız talan,
Gençliğimiz, cellat sofralarında tüketilmiş bir isyan.
Yine de teslim etmeyiz cellada, içimizdeki o umut serserisini.
Ama sen, bu yangın yerinde, bu talan edilmiş kentlerde,
Zamanı durdurdum da, anıları susturamadım bu gece.
Eski bir şarkı çalıyor ruhumun en ücra köşesinde.
Sana çıkan yollar kapalı, pencereler buğulu.
Sesin, bir kuşun kanat çırpışında asılı kaldı bende.
Biliyor musun?
En çok da susuşlarını özledim senin.
Bir kadın sevdim uzak diyarlardan.
Adını bilmediğim, yüzünü görmediğim.
Sadece sesini duydum bir gece yarısı.
Hani camın dışındaki yağmurun sesi gibi, hani eski bir kapı gıcırdayınca ürperirsin ya, öyle bir şeydi işte.
İçimde bir yerlere değdi geçti.
O an dünya durdu, saatler sustu.
Söz bitti, yol bitti.
Gece döküldü saçlarıma.
Gözlerimi kapatıyorum, dünya hâlâ bıraktığım yerde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!