Solgun bir atlas gibi açılıyor ömrümüz.
Hangi sokağa sapsak bir ayrılık mecburiyeti.
Sanki bütün kuşlar bir acıyı taşımak için,
Kanat çırpıyor bu kentin gri göğünde.
Biz ki eylülün o yaralı çocuklarıydık.
Şimdi hangi rüzgârın kuytusunda unuttuk sesimizi?
Gözlerin,
Denize kavuşacağını bilen bir nehir gibi.
Sakin.
Ben seni ne zaman özlesem,
Yastığıma hasretin düşer.
Teninin kokusunda,
Gözyaşlarım boğulur.
Yüreğimi hoyrat rüzgârlara bırakırım.
Belki yel olur,
Oy benim
Yıkık kentimin firari sevdası.
Bu gecede
Gözlerine hükmüm geçmez.
Yenilir yüreğim gözlerinde.
Konuşsam
Bir masanın kenarında birikti o beyaz sayfalar.
İçi boş, kelimesiz ama deryalar kadar ağır.
Dokunsam parmak uçlarımdan dökülecek hüzün.
Sana yazılan ama sana hiç gitmeyecek olan,
Gönderilmemiş, boynu bükük mektuplarım var.
Zarfın kapağını her kapattığımda,
Bir gece ansızın çekilince damarlarımdan bu hayat, bilin dostlar, o gün bitecek bu ağır, bu bitimsiz nöbet.
Yıkılacak omuzlarımdaki şu dünyanın yükü.
Gözlerimi kapatınca başlayacak asıl memleket.
Ben ki her fırtınada tek başıma ayakta duran, içindeki kimsesiz çocukla sessizce vuruşan,
kendi gölgesinden başka sığınağı olmayan bir adamım.
Hiçbir şey kalmadı geriye, her şey dindi,
Fırtına bitti, gürültü kesildi, sokaklar boşaldı.
İçimde bir yerlerde o eski camlar kırıldı ve sustu.
Günlerdir ne bir ses var göğsümün altında, ne bir kımıldanış, sadece upuzun, çorak bir sessizlik.
Artık düşmüyor gözyaşlarım toprağa!
Aşina harflerin sırtına yüklemedim bu derdi,
Çünkü göğsündeki o kadim oyuk,
Dünya dillerinin icat ettiği hiçbir heceye sığmadı.
Oraya bir ad koyamadın, biliyorum,
Çünkü orası, haritaların mürekkep akıtmadığı,
Görülmemiş denizlerin en dipteki yalın yalnızlığı.
Bir gün herkes gider derlerdi.
İnanmazdım.
İnsan gençken,
Ya da birine bütün yüreğiyle bağlandığında,
Dünyanın ekseninin hiç kaymayacağını sanıyor.
Meğer en derin kök salanlar,
Gece, kendi karanlığından soyunup odama dolarken
Bir adın kalıyor geriye, bir de dinmeyen o sızı.
Bütün şehir uykunun ağır sessizliğine gömülürken
Ben senin kıyılarında unutulmuş yıldızları topluyorum.
Ayrılık dedikleri şey, yalnız bir takvim yaprağı değilmiş
Bir insanın bir insanda zamansız susmasıymış meğer.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!