bugün
bir kadının elindeki lambadan
koca bir insanlık geçti.
adı florence’ti.
gecenin içinden yürüyordu
gel birlikte özgür olalım diyorsun ya,
ben orada takılı kalıyorum işte
birlikte kısmında.
çünkü insan
en çok kalabalıkta yalnız kalıyor,
aynı yolu istedik,
aynı gökyüzünün altına sığındık bir an.
aynı yağmurda ıslandık,
aynı rüzgarda üşüdük.
ama adımlarımız,
aynı yere düşmedi hiçbir zaman.
saçına ak düşer de
ayna senden önce söyler gerçeği,
sen susarsın.
çünkü bazı kabullenişler
sessiz yapılır.
sabah olur gün doğmadan kalkarım,
ekmek derdi yüreğimi yakarım,
bir lokmaya bin umut bağlarım,
asgariyle döner bizim çarkımız.
çocuk bakar boş tencere başına,
baharı getiren göçmen kuşların sevgisi
yaşanacak bir günün sevdası
yüzünde sevilecek bir mevsim olsun...
Mustafa Alp
maaş bir kazanç değildir kardeşim,
bir ayın yorgunluğunun
otuz güne bölünmüş halidir.
bir sabah uykusunun
alarm sesine yenik düşmesidir.
bir sabahın en sessiz yerinde,
adım henüz düşmemişken dünyaya
sen, kalbinin en derin yerine
bir dua gibi bırakmışsın beni.
ben gözlerimi açtığımda hayata,
ah yıllar, yükün ağır, omuzum çöktü altında,
ne bahar kaldı içimde, ne de güneş çatımda,
bir ben kaldım gecelerde, sessizliğin katında,
dert üstüne dert yığdın, kaderimin hattında.
ah yıllar, gençliğimi savurdun rüzgarına,
sevmek için ille de aşık olmak gerekmez,
kim uydurduysa bu kuralı
gelip bir kalbin kenarına otursun da izlesin hayatı.
aşk dediğin bazen curcuna,
içi boş bir panayır gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!