ulan gönül,
sen de ne arsız misafirmişsin be.
kapısından kovuldukça
penceresinden girersin sevdanın.
yazma dediler,
istanbul yine sabahın köründe
kendini sahile bırakmıştı.
birileri kronometre tutuyordu,
birileri nefesini.
ben ise
hayatımdaki yetişemediğim şeyleri düşünüyordum.
18 Mart Çanakkale Zaferi
bir sabah doğdu sislerin içinden tarih,
boğazın sularında yankılandı bir ahit.
toprağın nabzı attı, göğün rengi koyulaştı,
çanakkale’de bir millet kaderiyle buluştu.
Cancağızım ;
Anlamadığın ne bilirmisin ?
Aşk ilk gördüğünde parlayan ateş gibidir.
Sevgi o yanan ateşte kül olmaya benzer.
Mesele şu ;
Hem ateş olmayı ,
bir gül tohumu gibisin !
toprağa düşmüş
can suyunu veren kadar
yakın olsam
neyi göstuyuerir
açtığında herkes
beklemek çaresizliğin içinde umut büyütmektir,
gecenin en koyusunda sabaha yürümektir.
suskun bir kalpte bin cümle saklamaktır,
ve her şeye rağmen gelecek diye inanmaktır.
beklemek düşen yaprağın rüzgarla konuşmasıdır,
çarşamba
takvimde sıradan bir gün,
ruhumda ise bitmeyen bir sonbahar.
saatler, ağır adımlarla geçiyor içimden,
her saniye biraz daha eksiltiyor beni
ve kimse fark etmiyor.
bir sabah çat kapı gel.
çıplak sokakları kıvrım kıvrım geçtiğinde gel
her yer kokuna bulaşsında gel.
herşeyi bir kenara bırakıp yaşamak için gel
yağmurlar da ıslanıp sende kuruduğumda gel.
özlem'im öfkeme yenik düşmeden gel.
sevme beni ,
küf kokar bedenim.
güneşi görsem ,
cennet sanırım seni...
Mustafa Alp
kalbimin derinlerinde bir mezarlık var,
üzeri suskunlukla örtülmüş,
isimsiz taşlar dizilmiş hatıralarıma.
her biri yarım kalmış bir cümlenin,
söylenememiş bir vedanın mirası.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!