pazar sabahı alarm çalar, kimse aldırmaz,
telefon susar, vicdan bağırır. kalk da biraz.
yorgan sarar boynumu, bırakmam kolay mı,
haftanın yorgunluğu çökmüş, kalkmak olay mı?
anne mutfakta tıkır tıkır başlar işe,
işte.
yüzümdeki kırışıklarda saklı hikayeler,
her biri ayrı bir gece,
ayrı bir suskunluk,
ayrı bir anlatamam.
garson.
bak bana öyle menü falan getirme,
benim siparişim raflarda yazmaz.
bir tabak aşk istiyorum,
ama öyle herkesin tattığı gibi değil
bir yağmur gibi düştün kalbime
ne gökyüzü haber verdi gelişini
ne de rüzgar adını fısıldadı bana
birdenbire oldun
güvensiz sevgi dedikleri şey,
adamın göğsüne çakılmış paslı bir çivi gibidir be agop.
ne çıkarırsın yerinden,
ne de alışırsın acısına.
bir bakarsın,
derler ya,
insan bu dünyaya bir avuç nefes,
bir tutam umut,
bir de gideceği günü bilmeden gelir.
ben derim ki ,
her söylediğin söze yemin karışmışsa ; güven bitmiştir...
mustafa alp //
hem sükunet
hem—
dehşet diye bir şey vardı, sanırım
susunca
harfler olmaktan çıktı ses,
ne yemin duadan
ne dua yemin den vazgeçebilsin
iki dudağın arasında değil
yüreğinde taşıyabildiğinde
amin olsun
mesala yemin
belki sarraf değildik,
ayırt edemedik
altını, pası, sesi çok çıkanları
ama herkesin
ettiği kadar dokunduk kalbine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!