pandemiydi.
sokakların sesi kısılmıştı.
insanlar birbirinden uzak duruyor,
ama yalnızlık herkese fazlasıyla yaklaşıyordu.
maskelerin ardında nefes değil,
sabah olur, güneş doğar
ama içimiz aydınlanmaz.
kuşlar öter, dallar yeşerir,
bizim yüreğimiz bahar bilmez.
toprak verimlidir belki,
bu kadar acımasız olma,
dün mutluyken
bugünü yaşayan bir gözyaşıyım ben.
daha dün, gülüşüm cebimdeydi,
umutlarım yarına sığacak kadar küçüktü
ama gerçekte yaşayacak kadar büyüktü.
bugün çok fazlayım kendime.
gel birazımı al.
içimde yıllardır aynı masada oturan
bir adam var.
ne dostumdur ne düşmanım.
bu şehir sensiz.
ve anladım ki
meyhanelerde taşan kahkahalar
hep biraz yalanmış be güzelim.
bir masaya dört adam oturuyor şimdi,
derin sever şairin kalbi,
bir kere düşerse sevdanın izine
geri dönmez kolay kolay.
ne yarım kalır sözü
ne eksik bırakır hislerini.
çünkü sevgi, onun dilinde
ulan gönül,
sen de ne arsız misafirmişsin be.
kapısından kovuldukça
penceresinden girersin sevdanın.
yazma dediler,
istanbul yine sabahın köründe
kendini sahile bırakmıştı.
birileri kronometre tutuyordu,
birileri nefesini.
ben ise
hayatımdaki yetişemediğim şeyleri düşünüyordum.
18 Mart Çanakkale Zaferi
bir sabah doğdu sislerin içinden tarih,
boğazın sularında yankılandı bir ahit.
toprağın nabzı attı, göğün rengi koyulaştı,
çanakkale’de bir millet kaderiyle buluştu.
Cancağızım ;
Anlamadığın ne bilirmisin ?
Aşk ilk gördüğünde parlayan ateş gibidir.
Sevgi o yanan ateşte kül olmaya benzer.
Mesele şu ;
Hem ateş olmayı ,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!