yalnızlıkta insanın içi konuşur,
duvarlar bile sır tutamaz o zaman,
düşünceler kapıyı çalar,
gece, yatağın ucuna oturup
eski hatıraları fısıldar kulağına.
insan,
kendi adını karanlığa kazımaya çalışır.
oysa karanlık,
hiçbir izi tutmaz.
doğarız,
gece usulca iner minarelerin gölgesine,
bir serinlik yayılır sokaklara, eski bir dua gibi.
gökyüzü, sabrın ve affın rengini kuşanır,
kalpler, uzun zamandır beklenen bir misafir gibi açılır.
ay doğar, ince, narin, utangaç bir hilal,
insan ister,
kalbini bir ihtimale yaslar.
ama ne umuda zincir vurabilir
ne korkuya söz geçirebilir.
ümit, avucuna sığmaz
içimde terk edilmenin acısı var,
geceler uzar, dinmez sancısı var.
bir adın dolanır her an dilimde,
yüreğim yanar, sönmez yangısı var.
yollar sessizdir, taşlar dertlidir,
Arefe Gecesi
bir telaş var içimde
ama öyle market poşeti telaşı değil,
öyle bayram şekeri kuyruğu hiç değil,
bu, insanın kendine yetişemediği yerden doğan bir şey işte.
insan, dünyayı olduğu gibi değil,
içinde olduğu hal gibi görür derler.
bir yağmur düşer kalbine sessizce,
şehir ıslanır, bulutlar ağlar, gök inler.
güneş doğar bazen en parlak yerden,
seni vurmadım içten
kanın akmadı benden
silah tutmadı elim
söz kesti, düştü tenim
seni içimde gömdüm
gece yine içime çöktü,
bir şehir gibi sustum kendimde.
sokak lambaları yanıyor zihnimde
ama hiçbir yol
eve çıkmıyor artık.
için kararmışsa, karanlık çöker ufkuna,
güneş doğsa bile sis iner bakışına.
renkler solar, hayat donar avuçlarında,
gerçek sandığın gölgeler dolaşır ruhunda.
bir kırık aynaya bakar gibi insan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!