uyuyunca unutursun, diyen dost.
geceydi.
şehir susuyordu
ama benim içimde
bin kapı çarpıyordu ardı ardına.
ikiye bölünmüş gecem
biri aklıma diğeri yüreğime
bu nasıl bölünmüşlük böyle
severken özlemek ne ?
ışığa ulaştım derken karanlığa sarılmanın
özlemekten farkı ne ?
özür dilerim aşk'tan da
seni sevdiğim için.
çünkü seni ben
aşk olsun diye değil bu kez,
kendim için.
1/
satılmadık bir köprüler kalmıştı,
paranın, güçsüzlerin hakkını yiyen ellerin
gölgesinde bile dimdik duran taşlar.
şehir satıldı, sokaklar pazara çıktı,
ama köprüler hala direniyordu.
parsel parsel sattılar bu şehri,
bir imzanın ucunda eridi yeşil.
ne martının çığlığı soruldu,
ne toprağın sabrı ölçüldü eğri.
istanbul susarken gece yarıları,
pazar sabahı doğar güneş ağır ağır,
sokaklar uykulu, kediler köşe bucak.
bir sessizlik çöker mahallenin üstüne,
sanki zaman bile esner, uzanır biraz.
çaydanlık kaynar ocakta, camlar buğulu,
Temel pazar sabahı erkenden uyanmış.
Fadime şaşırmış:
— Hayırdır Temel, bugün iş mi var?
— Yok Fadime, pazar…
— E o zaman niye bu kadar erken kalktın?
— Geri yatıp uyumak için! 😄
pazar günüydü,
şehir yorgunluğunu omuzlarından indirmişti,
sokaklar yavaş konuşuyordu,
rüzgar bile acele etmiyordu artık.
güneş perdelerin arasından
pazar sabahı alarm çaldı,
alarm dedi, kalk
ben dedim, sus
yorgan dedi ,gel
ben gittim.
pazar günü sabahı, güneş yavaş doğar,
horoz bile gecikir, uykusu ağır ağır.
sokaklar esner durur, sessizlik dolaşır,
bir tek simitçinin sesi uzaktan çağırır.
çaydanlık kaynar ocakta, buharı bulut olur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!