bi gönlüne ben sığmadım,
oysa içimde sana ayrılmış
uçsuz bucaksız bir gök vardı.
bir tek bakışınla genişleyen,
bir tek susuşunla kararan.
ruhum dinlenmek istiyor sevgilim.
öyle otellerde falan değil,
kimsenin bilmediği bir iç çekişte
uyumak istiyor biraz.
çünkü yoruldum.
cenk sadece savaş alanında edilmez,
bazen yüreğinde, bazen aklınla edilir.
kılıç kuşanmaz her savaşçı,
kimi suskunluğunu zırh yapar,
kimi sabrını siper.
bir şiir yazdım sana,
mürekkebi kalbimden aktı.
kağıdı geceydi,
harfleri biraz sigara dumanı,
biraz da içimde büyüyen o eski sızı.
o tadına doyum olmaz bir şiirdi,
bir çırpıda okunan,
ezberlenen,
son dizesiyle kalbe oturan…
ben ise taslak halinde bir romandım
seni öldürmedim
kanın akmadı,
çığlıklar çağırmadı geceyi.
seni içimde bitirdim.
bir silah tutmadı elim,
silik bir fotoğrafta yana yana görmüşler bizi,
kim çekmiş, ne zaman çekmiş, bilen yok.
zamanın tozuna bulanmış bir an,
unutulmuş bir gülüş, yarım kalmış bir bakış
asılı kalmış aramızda.
ne garip mahluksun ey kendi sesine aşık insan,
kendini dinlemekten kulakların nasır bağlamış.
ağzından çıkan her sözü ferman sanıyorsun da,
hakikat senin kapında uşağa mı durmuş sanmış?
bir fikir söylersin, buyur başım üstüne.
neden sildin beni,
bir tuşa basar gibi,
hiç titremeden,
hiç ardına bakmadan?
oysa ben,
adını kalbime kazırken
boğaz’ın serin rüzgarında dalgalanan
siyah ile beyaz,
bir yasın vakarıdır siyahın,
bir umudun sabahı beyaz.
bir çınarın gölgesinde başlar hikaye,
semtin taşında, denizin kokusunda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!