geldiğin kapıdan çıktım.
gönlüme girdiğin yerden çıktım.
öyle öfkeyle değil.
çünkü öfke,
sevdanın mezar taşına yazılan son yalandır.
sakın bana yarınım deme,
yarınlar sözden yapılır, kolay yıkılır.
sen bende takvimlere sığmazsın,
ne bir tarih,
ne de ömrün aceleci vaadi
yaşayıp gidiyoruz işte,
biraz yaralı, biraz yamalı,
bir yanımız çocuk kalmış sokak aralarında,
bir yanımız susturulmuş sevdalı.
iki dudağının arasında gizli kaderim,
yaşadığım yerden memnun değilim,
adresim var ama ait değilim,
sokaklar ezberimde, ben kendimde kayıp,
aynaya bakıyorum ben değilim.
bir banka oturdum, gölgesi küstü,
hilal doğdu gök yüzüne nur ile,
gönül doldu sabır dolu sır ile,
her kapıya rahmet indi yar ile,
ramazan’dır gönüllere hoş gelen.
sahur vakti uyanır her bir hane,
bir hilal doğarken gecenin bağrından,
rahmet iner sessizce kalbin çağrından.
bir ay sabır ile yoğrulan dualar,
bugün bayram olur mümin diyarından.
sahurun bereketi kaldı dillerde,
ey gönül sesim, gecelerin sessiz yankısı,
söyle bana yine, unuttun mu içindeki sevdayı?
bir zamanlar kalbinde kor gibi yanan o ateş
şimdi hangi rüzgârın savurduğu kül oldu?
ey gönül sesim, söyle.
her şey göründüğü gibi değil be sevgilim,
bakma öyle uslu uslu durduğuna dünyanın.
içi kavga, dışı suskun bir hikaye bu,
herkes rolünü ezberlemiş,
ama kimse kendini oynamıyor.
beni gerçekten göremeyene
en kıymetli yanlarımı sundum,
bir dağın doruğunda sakladığım ateşi
avuçlarına bıraktım da üşümedi sandım.
oysa ben,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!