dünya
yalanı ağzıyla değil,
kanıyla dolaştırıyor.
ışık bile temkinli,
gerçek köşelere sinmiş,
hem hayal, hem gerçek,
aynı rüya gibi…
uyanırsam dağılacak,
uyursam kanayacak.
zaman bulanık bir cam,
aşk'lar da
keşke ömürlük olsaydı
yarım kalan cümleler gibi
zamana bırakılmasaydı,
bir sonra ya sürülmeseydi.
hep daha uzaklara gideceğiz biz,
hiç ilerlemeden.
gölgemiz uzayacak her adımda
ama yerimiz değişmeyecek.
yol dediğimiz şey
bak sevgilim,
bir ağaçtan başlar her şey.
bir nefes kadar sade,
bir çocuk kadar inatçı,
ve bir şiir kadar yaralıdır aslında dünya.
içimde yaşayan ben,
kimsenin uğramadığı bir ülkeydi.
dışarıda dolaşan ben ise
herkesin tanıdığı,
ama kimsenin bilmediği
bir yabancıydım...
bir yanım hoşçakal diyordu sana
öteki yanım
ellerinde çiçek açan bir istasyon gibi
hoşgeldin.
geceyi ikiye bölüyordu gözlerin
yağmur iner sessizce camlara,
bir pazartesi sabahı, yorgun ve ağır.
sokaklar ıslak, düşünceler dalgın,
gönlümde eski bir hüzün, usulca çağır.
bulutlar yüklenmiş anılardan,
bazen yağmur yağar be güzelim,
öyle ince ince,
sanki gökyüzü kimse duymasın diye ağlar.
sokaktan geçersin,
üstün başın kurudur belki,
gözlerin ufkumda sönmeyen fener,
görmeden bakmak yakışıyor işte.
içimde her gece bir şehir söner,
küllerimden kalkmak yakışıyor işte.
mesafeler puslu, yollar ise dar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!