hayat çok katmanlı,
ama insan çoğu zaman onu
ya hep
ya hiç diye yaşıyor...
Mustafa Alp
bir sabah uyanırım,
gözlerimde yarım kalmış düşler,
yüreğimde bin soruluk bir sessizlik.
pencereye vuran ışık sorar bana,
bugün kimin için yaşayacaksın?
hayat bir rüya değildir,
göz kapaklarının ardında saklanan
pamuk bulutlu bir masal hiç değildir.
sabahın ayazında üşüyen ellerdir hayat,
çatlamış dudaklarda yarım kalmış dualar,
yüreğin tam ortasında sızlayan
bir gün eski bir kapının önünde bekledim.
kapı paslıydı, menteşeleri yorgun,
üzerinde yılların bıraktığı küçük çizikler vardı.
çalan çok olmuştu belli ki.
ama açılmasını bekleyenlerin ayak izleri daha fazlaydı.
hayat insana sorgulamayı öğretir,
susarak, bekleyerek, eksilerek
bir sabah aynaya bakıp
ben kimim? diye sorduğunda başlar her şey.
kazandıklarınla değil,
kaybettiklerinle tanırsın kendini.
yaşayıp gitmek dedikleri şey
bir tür sürgün aslında.
üstümde yamalı bir kader,
altında kanayan bir beden.
sus diyorlar
haram istemem.
çünkü haram dediğin şey
evvela insanın lokmasına değil,
vicdanına bulaşır.
sonra gece olur,
yastık taş kesilir,
seni bir defa susarak sevdim,
kelimelerimi içime gömdüm,
belki sessizlik yormaz bizi dedim,
belki gürültüsüz bir aşk
daha az kırılır sandım.
ama içimde büyüyen çığlık
yeni bir gün dedim, doğdu yine seher,
yağmur düştü gökten, titredi her bir eser.
bir damla yaş mıydı camımdaki o iz,
yoksa gönlümden akan sessiz bir keder?
bulutlar yürürdü göğün sonsuz yolunda,
her giden bir iz bırakır,
kalpte sızı, gözde yaş,
biz adına aşk deriz,
kader der geçeriz yavaş.
sevdik mi tam severiz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!