geceyi çağırdım agop,
masa eski bir günah gibi duruyordu ortada.
sen sustun,
ben sustum,
rakı konuştu önce.
kokusu burnunda tütmüyorsa artık
demek ki hafıza bile senden taraf değiştirmiş
bir zamanlar adını anınca ısınan içi
şimdi üşüyorsa durduk yere
bil ki sevda değil bu
sadece gecikmiş bir vedadır
için kararmışsa, karanlık çöker ufkuna,
güneş doğsa bile sis iner bakışına.
renkler solar, hayat donar avuçlarında,
gerçek sandığın gölgeler dolaşır ruhunda.
bir kırık aynaya bakar gibi insan,
kesintisiz yağan yağmurun
ıslaklığını
yaşıyor gözlerim
bulut değil bu,
göğsüm çökmüş gökyüzü.
insan, olgunlaştıkça
kalabalıkların gürültüsünden çekilir,
alkışın geçici sıcaklığından uzaklaşır.
çünkü öğrenir ki,
en derin onay, insanın kendi yüreğinden gelir.
elimde değil ki iki gözüm
sensiz yol çıkmaz sokak
kaderime bağlıyım
anlamaz ki bu gönül
senden gayrisi yalandır bana
iki isim tek kişi,
kimliğini kaybetmiş bir kadın.
aynada kendine bakarken
hangisinin yüzü olduğunu hatırlayamayan,
hangisinin gözyaşıyla uyuduğunu bilmeyen
sessiz bir akşam gibi.
ilk öpücüğe benzer bazı duygular,
yanağın kızarır ya hani
hiçbir aynaya bakmak istemezsin,
çünkü en çok kendine yakalanırsın.
bir şey düşer içine,
hayal etmek ilk adım gibidir ; attığın adımın uzunluğuna veya kısalığına bakılmaz...
mustafa alp //
sevgilim,
bana acı bir kahve yap bu gece
öyle şeker falan katma, kandırma dilimi,
hayat zaten yeterince tatlı yalan söylüyor.
sabah olmasın diyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!