iki isim tek kişi,
kimliğini kaybetmiş bir kadın.
aynada kendine bakarken
hangisinin yüzü olduğunu hatırlayamayan,
hangisinin gözyaşıyla uyuduğunu bilmeyen
sessiz bir akşam gibi.
ilk öpücüğe benzer bazı duygular,
yanağın kızarır ya hani
hiçbir aynaya bakmak istemezsin,
çünkü en çok kendine yakalanırsın.
bir şey düşer içine,
hayal etmek ilk adım gibidir ; attığın adımın uzunluğuna veya kısalığına bakılmaz...
mustafa alp //
sevgilim,
bana acı bir kahve yap bu gece
öyle şeker falan katma, kandırma dilimi,
hayat zaten yeterince tatlı yalan söylüyor.
sabah olmasın diyorum,
bir çiçeği kaybettiğini sanırsın bazen.
oysa kaybolan çiçek değildir,
ona uzanmayan elindir.
bir akşamüstü,
pencerenin önünde unutulmuş bir saksı gibi
sessizce çekilir hayatından.
yaşadıklarıma hep imtihan dedim
çünkü başka türlü katlanılmıyordu hayata
bir ad koymazsan acıya
her şey daha çok can yakıyordu
ben acıya isim verdim
kabullendik
düştüğümüz yeri,
kırıldığımız sesi,
susmayı öğrenen kalbimizi
ama vazgeçmek
insan duygularında ve düşüncelerinde
uçlara kayıyor.
ya her şeyi karanlık görüyor
umutsuzluk, kırgınlık, öfke
ya da her şeyi fazlasıyla aydınlık görüp
gerçekleri görmezden geliyor
sen ona aşıksın,
bunu inkar edişinden anlıyorum.
adını duymamak için
cümlelerini yarıda bırakışından,
bir şarkı çaldığında
ansızın susup uzaklara dalışından.
yaprak
ağaca aittir
ne kadar uzağa savrulsa da.
rüzgarın sert omuzlarına bıraksa kendini,
sonbaharın sarı hüznünde dönüp dönüp düşse toprağa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!