insan, kendi hatasının yükünü içinde taşır,
geceleri yastığa koyar başını, içiyle savaşır.
güler gibi yapar gündüz, kalbi kan ağlar,
kimse bilmez, kimse duymaz, derdi içine bağlar.
bir söz demiştir vaktiyle, geri dönmez o söz,
ulan dedim,
bir internet alalım,
çağa ayak uyduralım,
hız dedikleri şey biraz da bize uğrasın.
geldiler, taktılar, bağladılar,
ne çok aradım seni şu istanbul’da,
bir martının kanadına sordum adını,
galata’nın gölgesine bıraktım içimi,
rüzgar aldı, deniz sakladı,
ama sen hiç gelmedin.
istanbul onu kalabalığıyla değil,
içinde sakladığı ihtimallerle yordu.
çünkü o şehirde o vardı.
ya da en azından, bir zamanlar vardı.
her gün başka bir sokakta aradı onu.
ey İstanbul, surlarına vurulan her darbe bir dua,
göğe yükselen tekbirlerle titredi gece ve sema.
bir çağın kapıları kapanırken usulca ardına,
yeni bir çağ doğdu fatih'in kutlu adımlarıyla.
haliç'te dalga dalga yürüdü gemiler karadan,
istediğin oldu mu şimdi?
hadi yalan söyleme, yüzün kızarır.
benimki artık kızarmıyor,
kan çekildi çünkü.
ben sana kal demedim belki,
yandım da külüm göğe savruldu,
bir dönüp bakan olmadı ardıma.
canımı verdim, sesim duyulmadı,
taş bağladılar benim feryadıma.
ne ettim de bu kadar kırıldım hayata,
yüklendim günahlarımı,
derim yok üstümde,
savunmam yok.
hesapla gel,
sorguyla,
acımasızca gel.
bir şehirden kaçış mı bu, söyle
yoksa içinden çıkamadığın bir sevdanın
kendi kendine kurduğu tuzak mı?
sokaklar susuyor bazen, bilirsin
insanın içi konuşurken dışarısı susar
ölüm değildi,
bizi birbirimizden ayıran,
henüz nefes almadan evvel
alnımıza kazınmış kaderimizdi.
ne sen gittin benden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!