bazı insanlar
bir şehrin ortasından geçer gibi geçer hayatımızdan.
tramvay sesi kalır ardından,
bir de camlara vurup kaybolan yağmur.
sen öyle değildin.
gece usulca iner minarelerin gölgesine,
bir serinlik yayılır sokaklara, eski bir dua gibi.
gökyüzü, sabrın ve affın rengini kuşanır,
kalpler, uzun zamandır beklenen bir misafir gibi açılır.
ay doğar, ince, narin, utangaç bir hilal,
hoşçakal dedin ya
ben o an
duvardaki saatin bile sana kırıldığını sandım.
oysa zaman kimseye kırılmaz,
sadece gider
tıpkı senin gibi.
insan ister,
kalbini bir ihtimale yaslar.
ama ne umuda zincir vurabilir
ne korkuya söz geçirebilir.
ümit, avucuna sığmaz
kırmadan sevebilir misin beni?
bir gülün ömrü kadar kısa olan şu dünyada,
bir diken olmadan dokunabilir misin kalbime?
nice insanlar gördüm,
içimde terk edilmenin acısı var,
geceler uzar, dinmez sancısı var.
bir adın dolanır her an dilimde,
yüreğim yanar, sönmez yangısı var.
yollar sessizdir, taşlar dertlidir,
Arefe Gecesi
bir telaş var içimde
ama öyle market poşeti telaşı değil,
öyle bayram şekeri kuyruğu hiç değil,
bu, insanın kendine yetişemediği yerden doğan bir şey işte.
akşam dediğin ne ki, be agop
bir sancı tutturmuş içimizi,
sanki dünya doğuruyor kendini yeniden
ama biz ebenin eline düşmüş gibi
yarım, eksik, ürkek.
sen şimdi hangi şehrin
hangi yağmurlu durağında bekliyorsun bilmiyorum.
ama ben hala
adını içimde taşıyan eski bir yara gibi geziyorum sokaklarda.
insan bazen birini unutmaz.
insan, dünyayı olduğu gibi değil,
içinde olduğu hal gibi görür derler.
bir yağmur düşer kalbine sessizce,
şehir ıslanır, bulutlar ağlar, gök inler.
güneş doğar bazen en parlak yerden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!