hayat, avuçlarımızın arasından
sessizce kayan bir su gibi,
tutmaya çalıştıkça eksilen,
seyrettikçe uzaklaşan bir su.
ne gideni geri çağırır sesimiz,
ne de dünün kapısını yeniden aralar sabah.
sen’den sonra
hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, dedim ya
laf olsun diye demedim,
vallahi olmayacak.
sabahlar mesela.
çok düşünürüm, geceler bana dar olur,
yaşadıklarım gönlümde derin bir yar olur,
aklım yarınlara doğru kanat açsa bile,
geçmiş gelir karşıma, yoluma duvar olur.
bir söz kalır içimde, yıllarca iz olur,
duvar da duran
saat 02.45
gözlerime inat uykusuz
yüreğim mi
sabaha çıkarmı diye bir telaş içinde
kokun mu
gün batmadan gel.
içtiğim son kadeh
masada yetim kalmadan,
akşam denize gömülüp
gece benimle baş başa kalmadan gel.
değer verdiğim birinde
gemileri batırdığım zamanda
sevmek istemiştim
çünkü insan bazen
yanlış limanlarda doğrulanır
bazen de doğru bir kalpte
gerçek sevgi bazen kalmak değil,
doğru şekilde çekilebilmektir.
ve en zor olanı da ,
insan bazen başkasından değil,
kendinden vazgeçerek sever...
bir yoldan geri döndüm,
çünkü ilerlemek artık
kanamayı öğrenmekti.
her adımda biraz daha eksilmek,
her durakta kendimden bir parça
toprağa gömmekti.
sen, aklın kapı dışarı ettiği
gönlün başköşeye oturttuğu misafir gibi/sin,
ne kovmaya dilim var seni
ne kal demeye yüzüm.
bir yanın helalinden dua,
aşk'a yalan karıştı, göğün rengi soldu birden,
bir söz düştü dudaklardan, ömür düştü yerinden.
yemin dedik rüzgar imiş, avuçlarda savruldu,
insan en derin yarayı sevdiğinin elinden.
sevgiye ayrılık düştü, güller suskun kaldılar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!