hangi rüya uyandığında akılda kalmış,
hangi aşk yüreği soğutmadan gitmiş.
insan ömrü boyunca kalacak sanmış da
hangi gelen, bu dünyadan gitmemiş?
dünya dediğin eski bir han, kapısı açık,
öyle bir an gelecek ki bir gün,
ne bir şarkı, ne bir fotoğraf,
ne de sararmış bir mektup düşecek aklına,
bir eksiklik oturacak yalnızca sofrana.
bir sabah çayı iki kişilik demleyeceksin,
fotoğraflardan gülüşünü çaldım
kimse fark etmedi.
bir akşamüstüydü,
pencerenin önünde oturuyordum,
şehir yavaş yavaş akşama dönüyordu
ve ben
öyle zincire vurmak değil sevmek,
benimsin diye nefesini daraltmak hiç değil.
aşk dediğin,
avuçlarını açıp
uçsun diye dua etmektir kuşuna.
yanımızda duran şeyler vardır agop,
ekmek gibi, su gibi, güneş gibi.
her sabah gözümüzü açtığımızda
orada buluruz onları,
ve hiç gitmeyecek sanırız.
gitmek.
valiz hazırlamak değil,
insanın içinden birini söküp almak gibi.
kıyafetler kalır dolapta,
ama anılar.
insanın sırtına yük olur.
bir bankın üstünde sabahlamış adamlar vardır memlekette.
cebinde eve dönecek yol parası olduğu halde
eve gitmeye cesareti olmayan adamlar.
öyle ya.
bazı yenilgiler insanın cebini değil,
yüreğini boşaltır.
sorma neden.
çünkü bazı cevaplar
insanın diline değil
kalbine ağır gelir.
ben sana iyiyim derken bile
gittiğin yer yarana çare değilse,
hasret düşürme gözlere.
çünkü bazı yollar,
insanı bir şehre değil,
kendi yalnızlığına götürür.
insanı çökerten şey
yenildiği savaşlar değildir,
kimsenin görmediği cephelerde
sessizce teslim olmasıdır.
bir odanın en karanlık köşesinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!