fotoğraflardan gülüşünü çaldım
kimse fark etmedi.
bir akşamüstüydü,
pencerenin önünde oturuyordum,
şehir yavaş yavaş akşama dönüyordu
ve ben
öyle zincire vurmak değil sevmek,
benimsin diye nefesini daraltmak hiç değil.
aşk dediğin,
avuçlarını açıp
uçsun diye dua etmektir kuşuna.
yanımızda duran şeyler vardır agop,
ekmek gibi, su gibi, güneş gibi.
her sabah gözümüzü açtığımızda
orada buluruz onları,
ve hiç gitmeyecek sanırız.
gitmek.
valiz hazırlamak değil,
insanın içinden birini söküp almak gibi.
kıyafetler kalır dolapta,
ama anılar.
insanın sırtına yük olur.
bir bankın üstünde sabahlamış adamlar vardır memlekette.
cebinde eve dönecek yol parası olduğu halde
eve gitmeye cesareti olmayan adamlar.
öyle ya.
bazı yenilgiler insanın cebini değil,
yüreğini boşaltır.
sorma neden.
çünkü bazı cevaplar
insanın diline değil
kalbine ağır gelir.
ben sana iyiyim derken bile
insanı çökerten şey
yenildiği savaşlar değildir,
kimsenin görmediği cephelerde
sessizce teslim olmasıdır.
bir odanın en karanlık köşesinde
sana diyemediğim bütün sözleri
geceye bıraktım,
kaldırım taşlarına,
uykusuzluğuma anlattım.
dilim sustu, kalbim konuştu
ben sustukça şiirlerim çoğaldı.
23 Mart’ta gökyüzü konuşur sessizce,
bulutlar harf olur, rüzgar cümle.
bir hikaye anlatır bize,
görmesini bilen gözlere.
bir damla yağmur düşer toprağa,
topraktan fışkırıyor yine bahar
ama ben sevinemiyorum be agop
içimde hala kışın ayazı,
toprağın altına bıraktıklarım üşüyor çünkü
öyle çiçek möçek işi değil bu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!