bir gülüş mesela,
annesiz mi, babasız mı doğdu ekrana ?
hangi ses tonunda güler,
hangi omuzda dinlenir akşam olunca ?
kim öğretti ona sevinmeyi
ve neden hep aynı sarıya boyandı teni ?
deli dolu yaşamak derler ya,
aslında biraz da ölüme rağmen hayatı seçmektir.
takvim yapraklarının sessizce eksildiğini bile bile, güneşi ilk kez görüyormuş gibi
başını göğe kaldırabilmektir.
aşk dedikleri şey sevgili,
bir yangının adıdır bazı geceler.
kimi kül olur içten içe,
kimi yürür ateşin üstünde çıplak heceler.
ben seni sevince değişti takvimler,
senin bildiğin gibi değildi aşk,
hatta benim bildiğim gibi de değildi.
aşk öyle pembe dizilerdeki gibi,
mumluyla, güllüyle, cilalı laflarla gelmezdi.
bazen bir sokak köşesinde,
erenköy’den çıktım bu akşam,
omuzlarımda biriken kelimelerle,
suskunluğun ağırlığı çökmüş kalbime,
her adımda seni biraz daha kaybederek.
rayların arasına sıkışmış umutlarım,
kapının eşiğinde beklemek dedin ya,
bilmezsin, insanı nasıl küçültür o taş parçası.
ne ev sayar seni,
ne sokak kabul eder.
iki dünyanın arasında
adı konmamış bir sürgün gibi durursun.
"kulağınıza hoş gelen bir söz ,
yüzünüzde bahar esintisi bırakır"...
mustafa alp //
bir grupta şiir paylaştım
tüketici dedim
hak dedim
insan dedim
geri çevirdiler.
ben eylemi severim,
bahaneler mezarlık taşıdır.
her olmadı bir kaçıştır,
her suskunluk biraz ihanettir.
zamanı oyalayan sözler
kendi değerinin farkında değilsin,
ama aslında çok değerlisin.
bunu sana öyle büyük laflarla söylemeyeceğim.
şiir kitaplarından çıkmış cümlelerle de değil.
sadece içimden geldiği gibi söyleyeceğim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!