pazar akşamıydı, yasemin.
gökyüzü kan kırmızısı bir vedayı
yavaş yavaş ufka sürüyordu.
şehir susmuştu,
ama içimde kopan fırtınanın
hiç susmaya niyeti yoktu.
pazartesi günleri,
sabahın en ince yerinden sızar hayata,
henüz uyanmamış sokakların
kirpiklerinde titreyen bir serinlikle.
çaydanlıktan yükselen buhar,
gecenin yorgunluğunu siler aynalardan,
pek şiirden anladığım söylenemez.
ben bir sevgini bilirim,
bir de o çocuksu gülüşünü.
gerisi, kitapların ağır kelimeleri.
ben gönlün dilini okurum.
bugün sahne senin be agop,
perde ağır, hayat ucuz, alkış bedava.
ama rol pahalı.
adına ,
27 Mart dünya tiyatro günü demişler,
perşembe
haftanın yorgun kalbi,
ne tam bitmiş bir hikaye
ne de yeni başlamış bir umut.
içimdeki suskunluğa benzer,
çok şey söyleyip
ustam.
adını her andığımda içimde bir sızı,
bir de garip bir gurur büyüyor şimdi.
çünkü ben,
Maksut Urun’un çırağıydım bir zamanlar.
bir gün değil bugün,
bir fark ediştir aslında,
takvim yapraklarına sığmayan
bir kalp meselesi.
üç kromozomluk bir mucize,
bir an okunsun yerini bulsun diye şiirlerim !
aşktan evvel ,
hep ruhum çocuktur...
mustafa alp //
bir gece başladı her şey.
gökyüzü ağırdı,
yıldızlar sanki susmayı öğrenmişti.
ben ise kendi içimde
adı konmamış bir savaşın ortasında duruyordum.
ruhum yaşasın diye,
seni arıyorum ya.
sanma ki yollarını kaybetmiş bir yolcuyum.
ben, adresini ezberlediği halde
her gün yeniden aynı sokağa çıkan bir deliyim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!