ey gönül.
ne diye bu kadar yoruldun?
hangi kapının eşiğinde bıraktın kendini?
hangi yalanın peşinden koştun da gerçeğin yüzüne bakamaz oldun?
bir ömürdür yürüyorsun.
bir ateş için bir sürü kıvılcım gerekirmiş,
ben bunu yanarken öğrendim.
kül sanılan gecelerin altında
sabaha hazırlanan korlar varmış meğer.
geç öğrendim insanı
en çok kendi hevesi yoruyormuş meğer.
bir dağı yerinden oynatacak kadar büyüyen hayallerin
altında eziliyormuş bazıları.
öyle ya.
sana mutlaka geleceğim,
ama şu an değil.
henüz yolum bitmedi,
henüz omuzlarımda taşıdığım yükler var.
henüz kalbim,
kendini affetmeyi öğrenmedi.
Bir bahanem olsa keşke !!!
Karşılıklı kahve içsek.
Havadan sudan konuşsak.
Konuyu sana getirsem
Sana yanık olduğumu ,
Söylesem gözlerine bakıp
denizin tuzu sinmişti şehrin dudağına
martılar, ekmeğin arasına düşen bir hatıra gibi
bir o yana, bir bu yana savruluyordu gökyüzünde
ben
iki lokma arasında
bir çocuk yaşındayım
hep senin yanındayken.
ceplerimde misketler,
dizlerimde düşmenin izleri,
ama kalbimde
közün ateşine ,saklanan kül
rüzgarı bekleme
karanlığa sığınan ruhum
yanmaz
bir daha..
keşke...
zehirli bir kelime dudaklarımda,
sessizce dolaşır gecenin karanlığında,
bir adım geri almak isterim ama
zaman durmaz, uçup gider elimden.
bir damla gözyaşı için
bir ömürlük suskunluk biriktirdim içimde,
gecelerin en karanlık saatinde
kalbime çöken ağır bir gölge gibi.
her acıyı susturarak sevdim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!