vazgeçmek
bir kapıyı çekip çıkmak değildir yalnızca,
bir sokağın köşesinden dönüp
arkana bakmamaktır.
vazgeçmek,
yusuf’u sevmek,
bir rüyayı kalbinde taşımaktır
ama o rüyanın sabahına uyanamamaktır.
güneş doğar, kuşlar öter,
fakat senin içinde gece kalır.
seni düşünmek,
gecenin en sakin yerine saklanmak gibi.
kimsenin bilmediği bir pencere açıyorum içimde,
perdeleri kapalı, ışığı loş,
adı sen.
bir kadıköy gecesi başlar her şey,
vapur düdüğünde titreyen bir yalnızlıkla.
denizin üstüne serilmiş sarı ışıklar
sanki eski bir şarkının nakaratı gibi
kalbime dokunur usulca.
bir kadın vardır,
aynaya her baktığında
iki farklı yüz görür.
biri gündüzün yüzü,
alışkanlıklarla örülmüş,
sessizce katlanan,
aynı yolu istedik,
aynı gökyüzünün altına sığındık bir an.
aynı yağmurda ıslandık,
aynı rüzgarda üşüdük.
ama adımlarımız,
aynı yere düşmedi hiçbir zaman.
sabah olur gün doğmadan kalkarım,
ekmek derdi yüreğimi yakarım,
bir lokmaya bin umut bağlarım,
asgariyle döner bizim çarkımız.
çocuk bakar boş tencere başına,
baharı getiren göçmen kuşların sevgisi
yaşanacak bir günün sevdası
yüzünde sevilecek bir mevsim olsun...
Mustafa Alp
maaş bir kazanç değildir kardeşim,
bir ayın yorgunluğunun
otuz güne bölünmüş halidir.
bir sabah uykusunun
alarm sesine yenik düşmesidir.
ah yıllar, yükün ağır, omuzum çöktü altında,
ne bahar kaldı içimde, ne de güneş çatımda,
bir ben kaldım gecelerde, sessizliğin katında,
dert üstüne dert yığdın, kaderimin hattında.
ah yıllar, gençliğimi savurdun rüzgarına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!