huzur, bazen bir odanın içinde saklıdır
hiç kimsenin bilmediği bir köşede,
perdenin rüzgarla hafifçe kıpırdadığı yerde,
toz zerrelerinin güneşle konuştuğu o sessiz saatte.
insan bazen
sen gittin.
öyle ansızın değil,
öyle rüzgar gibi değil.
bilerek gittin.
bir kapıyı kapatır gibi,
içinde benim kaldığım bir odayı
yıkıldım be usta,
hem de öyle böyle değil,
bir duvar gibi değil,
bir şehir gibi çöktüm içime.
sırtımda dağ taşıdım yıllarca,
ben dünde kaldım.
bugün denen şey
bana zorla giydirilmiş bir gömlek.
geçti diyenlerin dili kolay,
benim kanım hala sıcak.
yıkılmış evin mağdurluğu var yüreğimde
duvarlarım konuşur geceleri
tuğlalarım susar gündüzleri
ve ben
ikisi arasında kalmış bir yalnızlığım
bahane aramayı bıraktım artık.
insan bir yerden sonra
kime kırıldığını da unutuyor çünkü.
sadece içinde bir şey eksiliyor.
adı konmuyor.
ne kıştı biten, ne de içimde dinen ayaz.
üşüyen yalnız ellerim değildi,
merhamet de üşüyordu,
vefa da, insanlık da.
yağmur, eski bir dost gibi camımı çalardı geceleri. içeri girmek istemezdi,
takvim yaprağı yirmi sekiz temmuz'u gösteriyordu.
bir beraberliğin yıl dönümüydü.
kimine göre sıradan bir yaz sabahı.
bana göreyse, ömrün ikiye ayrıldığı gün.
o sabah güneş yalnız göğe değil,
hayatta mıyım,
mevta mıyım
kimse bilmiyor.
zaten yoklama defterinde
adımın karşısı uzun zamandır boş.
yokluğun.
başıma bela.
öyle gürültülü bir bela değil.
kapıları tekmeleyen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!