hava da aşk kokusu,
fazla geliyor ciğerlerime.
dalında açan güller
suçüstü yakalanmış gibi,
kırmızısı utançtan koyu.
aşkın tarifi kitaplarda yazılmıyor
diyorsun ya,
haklısın agop
çünkü hiçbir kütüphane,
bir kalbin attığı yeri ezberleyemez.
her tanıdığın yüzün ardına
yüreği yanık
bir hayat düşer severken
gölün terazinde
tarttılan
ön yargılı kişilerin
gecenin koynunda bir kadeh gibi durur kalbim,
içinde hem ateş var hem de serin bir rüzgar.
bir yudum aşk içtim mi dünya cennet olur,
bir damla nefret düşse gökyüzü bile dar.
ey gönül, söyle bana bu nasıl bir sırdır?
sen bana öyle uzun uzun bakma,
şiir yazıyorum diye
yumuşak sanma yüreğimi.
kelimelerim çiçek açsa da bazen,
köklerim kayalıktır benim.
bir yeri olmalı insanın,
adı konmamış bir huzur gibi.
belki bir gönlün kıyısında,
belki yollara düşmüş bir valizde,
belki tuz kokan bir sahil kasabasında
rüzgarla saçlarını savuran bir akşamda.
gözüm kapalı bulurum seni ben,
öyle adresle falan değil.
kalbinin geçtiği yerlerden,
sustuğun kelimelerden,
yarım bıraktığın cümlelerden.
toparlanamıyorum,
çünkü içimde bir fırtına var
ve ben hala kıyıya vurmuş bir tekne gibiyim.
kırık tahtalarım denize dönük,
rüzgarın sesini dinliyorum,
ama yelkenlerimi yeniden açacak gücü bulamıyorum.
bugün 29 Mart,
takvim yaprağı bile yamuk duruyor,
sanki o da biliyor
her şeyin biraz eğri, biraz dolambaçlı olduğunu.
bugün öyle düz konuşulmaz mesela,
akşamın omzuna yasladığın hüzün
bir dağın gölgesi gibi iner içime
bir köyün akşam ezanı gibi yayılır
yorgun, kırık, ama tanıdık.
ben de bilirim o akşamları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!