bugün takvimde kırmızı bir kalp var,
sokaklar vitrin gibi süslenmiş,
her köşe başında güller, balonlar, çikolatalar.
bir tek benim içim yas yeri gibi sessiz.
herkesin elinde bir hediye poşeti,
gece, kalbime ağır ağır çökerken
sessizliğin içinden adını fısıldıyorum.
duvarlar dinliyor beni,
pencereler bile ağlıyor sanki.
bir ben susuyorum.
çünkü susmak, en çok bağıran çığlıktır bazen.
şiir, söylemesini bilenlerin süsüdür
ama ben süslenmeye gelmedim
ben kelimeleri vitrine dizmeye değil
duvarlara çarpmaya geldim
duygusuzların, hainlerin örtüsüdür dedin ya
samimi olmayan bir sevginin
gölgesi uzun düşer akşamlara,
güneş batarken bile
yüzünde ılık bir ışık kalmaz.
sözler söylenir,
ama kalpten değil,
içimde kırılıp dökülen
artık sayıya gelmiyor azizim.
hesap makinesi bile susar bu yerde,
çünkü bazı acılar
yuvarlanmaz,
taşar.
benim mutsuzluğum,
öyle sanıldığı gibi büyük laflara bakmaz.
ne dünyayı kurtarmaya niyeti vardır,
ne de kendini dünyanın merkezi sanır.
bir takvim yaprağıydı aslında
koparıldı
ama yere düşmedi hiç.
çünkü bazı günler
düşmez, direnir.
kara kıştaydım sen geldin bahar geldi
tüm doğa gibi gönlümde çiçeklendi
ruhum seninle iyileşti huzura erdi
sevgim sevginden nasiplenip niyetlendi
yine kendimi buldum seni düşünürken
isterse doğmasın güneş,
kim bekliyor ki artık sabahı.
kaç zamandır aydınlık dediğin şey
yalnızca duvarlara vurup geri dönen
yorgun bir gölge.
beni gerçekten göremeyene sundum en kıymetli yanımı,
bir sır gibi sakladığım en derin heyecanımı.
yüzümdeki gülüşe aldanıp geçti her anımı,
oysa ben içine koymuştum bütün zamanımı.
gözlerimde saklı duran o titrek yangını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!