mevsim geçişi gibisin
üzerime bulaşan kokun kalmadı
öyle bir gittin ki
sanki rüzgar kapıyı kapatmadan çıkmış gibi
ardında biraz serinlik
ela gözlerin yeşile çalınca
gönlümde baharlar bir bir açınca
sevdan kalbime ateşler saçınca
gözlerimin içinde mühürlüsün sen
bir bakışın ile dünya değişti
şairin dediği gibi değil bu kez,
ben biraz daha açıktan konuşacağım sana,
lafı dolandırmadan,
şiire saklanmadan.
müsaitsen şayet,
müsvedde hayatlar yaşıyoruz, ne tuhaf,
kalem elimizde ama gönül hep müsvedde,
bir gün temiz çekeriz diye diye ömrü,
yılları buruşturup atıyoruz sepete.
yarın başlarım deriz, yarın gelir geçer,
gülüşler var,
ama kime ait oldukları belirsiz.
yüzler, bir şey olmamış gibi
ışığı taklit ediyor.
ben titriyorum
bir gün eski ,
bir istasyon saatine baktım,
akrebi yorulmuştu zamanın,
yelkovanı ise bir yerlere yetişme telaşında.
işte o gün anladım.
bazen aklım başıma geliyor
öyle anlarda içimde biri
yavaşça eğilip kulağıma fısıldıyor
neden varsın?
öyle büyük bir soru değil belki,
bak dostum,
öyle süslü laflara gerek yok bugün
nefes meselesi bu.
hani sabahın köründe
ciğerine dolan o serin hava var ya,
işte onun kıymetini bilmeyen
yaşadığım yerden memnun değilim
duvarlar üstüme geliyor bazen
pencereler bile bakmıyor dışarı
bir ben bakıyorum
o da içime doğru.
nefsini sustur ey gönül, hakikati duysun can,
bir lokma huzur yeter, isteme saray hanuman.
şatafat dediğin gölge, bir gün savrulur gider,
toprak olur servetlerin, baki kalan aşk ile iman.
altın taslarda içilen şarap da susuz bırakır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!