bırak rüzgar savuracağı kadar
savursun…
adımı, izimi, sana benzeyen cümlelerimi
bir bir söksün içimden.
tutunmaya çalıştığım ne varsa
gevşesin parmaklarımda,
bahane aramayı bıraktım ben !
gözüm ,gönlüm görmediği zaman
sorgulamıyorum artık eskisi gibi ?
yüzümde tebessüm olan bir kadın vardı.
çocukluğuma götürüp ,yetim bırakan.
içtiğim zaman unutup ,sövüyorum
ey gönül.
ne diye bu kadar yoruldun?
hangi kapının eşiğinde bıraktın kendini?
hangi yalanın peşinden koştun da gerçeğin yüzüne bakamaz oldun?
bir ömürdür yürüyorsun.
bir ateş için bir sürü kıvılcım gerekirmiş,
ben bunu yanarken öğrendim.
kül sanılan gecelerin altında
sabaha hazırlanan korlar varmış meğer.
geç öğrendim insanı
en çok kendi hevesi yoruyormuş meğer.
bir dağı yerinden oynatacak kadar büyüyen hayallerin
altında eziliyormuş bazıları.
öyle ya.
sana mutlaka geleceğim,
ama şu an değil.
henüz yolum bitmedi,
henüz omuzlarımda taşıdığım yükler var.
henüz kalbim,
kendini affetmeyi öğrenmedi.
Bir bahanem olsa keşke !!!
Karşılıklı kahve içsek.
Havadan sudan konuşsak.
Konuyu sana getirsem
Sana yanık olduğumu ,
Söylesem gözlerine bakıp
denizin tuzu sinmişti şehrin dudağına
martılar, ekmeğin arasına düşen bir hatıra gibi
bir o yana, bir bu yana savruluyordu gökyüzünde
ben
iki lokma arasında
bir çocuk yaşındayım
hep senin yanındayken.
ceplerimde misketler,
dizlerimde düşmenin izleri,
ama kalbimde
közün ateşine ,saklanan kül
rüzgarı bekleme
karanlığa sığınan ruhum
yanmaz
bir daha..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!