karıncalanmış aklımı,
toz toprak kalbimi,
tekerleği kırık bavulumu,
pekilerimi, niçinlerimi, göklerimi, köklerimi alıp,
sen nereye, ben oraya gelebilirdim.
dudaklarına yapıştığı an da bile
tadı kalır pamuk şekerinin
bir çocuğun yüzündeki
mutluluğunda tanıştığı
aşkın yanaklarını
kızarttığı yerde
sana bedenen ölmüş olsam da içim hala kanar,
geceler boyu yüreğimde kor ateş yanar,
adını anınca dizlerim titrer, kalbim donar,
bu sevda beni günden güne eritir, azar.
yollar bitti, kapılar kapandı yüzümde,
bir sabah ezanıyla titredi şehir,
gökyüzü nur doldu, sustu her zehir.
minare gölgesi düştü avluya,
rahmet indi ince ince uykuya.
kapılar ardına kadar açıldı,
ne kadar kaçmak istesek de
bazı duygular, yaşanmışlıklar,
kader anları var ki
önüne geçemiyoruz.
ne ışıkta kalabiliyoruz hep,
ne de karanlıktan tamamen
evin en kuytu köşesine sığındım yine bu gece,
ışığın bile çekindiği o dar, sessiz yere.
kendi kendime fısıldadım titreyen bir sesle,
bi tek burada sarılmamıştık biz.
belki burada daha az yanar içim.
içimde durmadan devrilen bir şey var,
ne adı kaçış
ne de umut.
koşuyorum
arkamda ben,
karşıma yine ben çıkıyor.
sen’siz aldığım her nefes mahşer yeri,
bir kalabalık var içimde
kimse kimseyi tanımıyor,
herkes kaçacak bir kapı arıyor kendinden.
adını andığımda
hayatım ,mahalle bakalının
veresiye defterinden farklı değil
ödemeye zorlananın
hep üzerine çizgi çektim.
varsın benim borcum sevda olsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!