Yüreğime batan gül,
Hazan ekiminde soldu.
Diken diken dolan gözlerim,
Dal dal bir sevda uğruna kurudu.
Ötme bahçemde bülbül,
Dışarıda lapa lapa kar var,
Anılar beyaz içinde.
Ne güzel karda üşümek,
Hissetmek iliklerimde.
Her tane ruhumda kelepçe,
Gitmesini bilmeli insan;
Son sözlerini söyleyerek.
Keşke iki kere iki dört etseydi,
Kalbimi boğazıma düğümlediğin net ve gerçek.
Hayatın önüne kattığı zavallı kalbim,
Sonunda başardın, kutlarım.
Sol yanımı kırk sekize böldün.
Kırk sekizinci güzümde,
Kırk sekiz kez öldürdün.
Artık gelme, istemem.
Ayrılık yüklü kervanlar kol gezerken,
Yamaçlarımı sardı mâhur bir kimsesizlikle benzin.
Kuru bir Allah’a ısmarladıkla,
Koca bir geçmişi tek başına bitirdin.
Dişinden tırnağından artırıp,
Geçmiş zamanlardan kalmış yalnızlığın izi,
Bir aşk masalı yaratır akşamına.
Bir ayrılığın ertesi günü,
Ellerimi titretir yokluğuna.
Adımların ses verince sokaklardan,
Nasıl söylesem, kelimeler kifayetsiz,
Kut’u unuttum, ecdadım affet.
Tarihimi bilmeyen bir nesil oldum,
Halil Paşa görse utanır elbet.
Çalsın zafer şarkıları ilelebet.
Kurbana ermenin sevincindeyiz,
Kutlu olsun Kurban Bayramı size.
Rahmetle doluyuz, bir ümmetteniz,
Kutlu olsun Kurban Bayramı size.
Açsın güller, bayram gelsin evlere,
Minik bir kuş gibi çırpınır,
Yavrusunu ağzıyla beslerken.
Batmakta olan güneşin son ışıklarıyla
Bedenimi elleriyle sarıp sarmalar ben doğarken.
Mağrur gözbebeklerinde,
Mevsim hüzündü, kelebek ayında,
Kalbimdeki masal dağları
Taze bir gönle gömüldü.
Eskimiş düşler acı şimdi.
Rüzgâra bıraktım yalnızlık tohumunu,
Tutamam ki cemrenin yelesinden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!