Hayat ciğerim kanar, dilim kurur;
Delik deşik, param parça uçuşur.
Gurbet elde sensiz köşkü neyleyim?
Öksüz kalan kalbim ağlar, savrulur.
Ebedi kor bir yangına namzedim;
Kiminin yüreği yanar,
Kül yemiş, içini dağlar.
Kimisi hiç kalır, çatlar,
Ne zor bir şeymiş yaşamak.
Bir söz vardı peygamberden,
Sıladan geçtim ben, lala,
Çeşmi cihan bu mu ola?
Gel yârim, son kez yanıma,
Helalleşelim aşk ola.
Olanlar, kalana olur,
Zaman durur gittiğinde;
Her saat, boş bir yankıyla çalar.
Terk eder akrep yelkovanı;
Her anım, bir sensizlik yarasıyla kanar.
Sana tutkun sokaklar,
Yüzlerce şiir gözlerimde,
Kaleme süzüldü, beste oldum.
Binlerce mısra,
Döküldü kâğıda, hiç oldum.
Yürek bin parça,
Tutmak mümkün olmadı,
Eceli bekler gibi bir can ile.
Geçip gittin bütün türkülerden,
Yaraladın, yaktın gözlerimi,
Parça parça bir hayatın içinde can çekişirken.
Bak, gördün mü, yine güneş soluyor?
Akşamın habercisi bu, bir de yalnızlığın.
Gün bir kadehti ömrümden içtiğim,
Uçup gittin ellerimden ansızın.
Ardından delicesine çöken hüzünle sarhoşum sanki.
Hayata, beyaz kefenle veda...
Çıplak hakikat, ilk kez ağızda.
Ölüm, saklı göz kapaklarında,
Bir damla su, bir avuç toprakta.
Ölüm, bir saniye ötededir.
Küfemde ne mal, ne mülk var,
Ne bir armağan, ne bir yâr,
Üst köşeden esen rüzgâr,
Ölüm beni çağırıyor.
Ne evim var, ne de köşküm,
Güngörmüş toz ve toprağa bulanmış,
Karabasanlar içimi titretti.
Kalbimdeki bu müthiş acı,
Biraz sitem, biraz öfke taşıyan bakışlar hakikati.
Aşk sevdiğine bakar;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!