Yüzlerce şiir birikti yorgun gözlerimde,
Kalemimden süzüldü, yarım kalmış bir beste oldum.
Binlerce mısra bir fırtına gibi geçti de ruhumdan;
Döküldü beyaz kâğıtlara, sonunda koca bir hiç oldum.
Yüreğim bin parça, dağıldım her mısrada,
Kendi kalbimde çürüdüm de sessiz bir duygu oldum.
Uzak bir kaya parçasında, o dilsiz yalnızlıkta;
Ete kemiğe büründüm, bir damla gözyaşı oldum.
Uzayıp giden o bitmek bilmez pişmanlıklar,
Düştü en sonunda dile, sağır bir çığlık oldum.
Zifiri karanlığın o en koyu vaktinde;
Bir papatyanın son yaprağında, umutsuz bir fal oldum.
Anladım ki hayatın dili zehir kadar acı,
Katre katre süzüldüm de elinde bir kıymık oldum.
Demli bir bardak çayın dumanlı efkârında;
Acı sonla biten, o meşhur, o yalnız roman oldum.
Şu gök kubbenin altında, o hüzünlü sessizlikte;
Sadece hoş bir sedada, bir anlık var oldum.
Zifiri bir uçurumun en ıssız kenarında;
Bir sevda kurşunu yedim, müebbetle mahkûm oldum.
Yaraladım, yaralandım; her gün bin kez öldüm,
Yandım bir şiirin içinde, sönmeyen bir köz oldum.
Harlandım da ne oldu sanki bu vefasız dünyada;
Bir gönlün eşiğinde, savrulan bir avuç kül oldum.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Bir papatyanın falında bile adın çıktı karşıma.
•Yaraladıklarım kadar yaralıyım.
•Kalbim, adını taşıyan gizli bir mahkeme salonu.
•Her mısram biraz kan, biraz inkâr taşır.
•Ben yandım diye gece aydınlanmadı.
7 Temmuz 2020 / Cumartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 16:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Yaralı kalp, her acıya rağmen yeniden sevme cesaretini bulur."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!