Kahır çayında demlendin,
Dudağa cisminle geldin.
Zamansız tükendin ömür;
Mevsimsiz soldu günlerin.
Kalubelada yazılan
Kırkından sonra daha da dertlenirmiş insan,
Yalnızlık türküsünü duyarmış uzaklardan.
Nerede kaldı o çocukluk, gençlik yıllarım?
Benimle yaşlan bir bir eksilen umutlarım.
Hasat mevsimi boğazıma düğümlenir,
Kulaklarım çınlar hayalinle her gece.
Daha dün genç bir haziran böceğiydin,
Serçelerin ağaçlarda cıvıldaştığı günlerde.
Avazın çıktığı kadar uzak anımsamalarda,
Ayağımdaki yara izi,
Bir hayale tutunur;
Şakaklarımdaki aklar
Derin bir yarada kahrolur.
Katman katman çöreklenir;
Otuz Ağustos’ta Sevr’i reddetmiş,
Dumlupınar’dan orduya seslenmiş,
Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz;
Yırtık çarıklı askerine demiş.
Bayrağa kanının alı çalınan,
Pencerene duvar gibi örülmüş yalnızlık,
Ne soranın, ne bir selam verenin var.
Gönül ayrı düştüğünden beri,
Yastığın sırılsıklam düşünde kanar.
Bir tek kibritin cılız aleviyle başlar,
Kilometre taşlarında kuruluş,
Bu özgür, bu bağımsız vatan için.
Ecdadın ruhlarındaki varoluş,
Karanlıkları aydınlatmak için.
Bu Türk’ün çelik zırhlı yüreğidir,
Kocaman bir boşlukta,
Ruhum ağır bir derde düştü.
Ekmek gibi, su gibi aziz sevgilim,
Günlerimin içine özlemle gömüldü.
Her gözüme gelişinde,
İçim alev alev,
Yokluğun ise cehennem.
Bittiğim yer yüreğin,
Dön artık, dön bir tanem.
Sensizlik koca bir boşluk,
Ne yalan söyleyeyim,
Özledim hem de çok özledim.
Kalbimi ağrıtırsın,
Özlemekten bildiğin.
Nereye elimi atsam,
Aklıma sen gelirsin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!