Yanaklarımdan aşağı bir yaş iniyor,
Ağır adımlarla yürüyorum dar sokaklarda.
Gönlümde hüzün, aklımda onlarca soru;
Kara bulutlar parçalanıyor her bir adımda.
Bir bardak çay, kursağımda yüzün fotoğraflarda,
Sana bir haberim var;
Papatyalar açmış.
Söylemek için çırpındığım,
Bir seviyorumu yaprağına sığdıramamış.
Sevgim şımarık küçük bir kız çocuğu gibi;
Kaçtığın her yüz, bin bir dert taşır, bil;
Nemli gözlerine nakşolur, sanki.
Kimden ne beklersin? Kendindir fail;
Aşkı, sevgiyi yakar ateş, sanki.
Gölgenle yüzleşip zincirden çözsen,
İçim hasret ile tutuşmuş, yanıyor.
Ateşi peşin sıra gelmez mi sandın?
Sevdan kör düğüm olmuş, izler doluyor.
Hicran senle, bu efkâr dinmez mi sandın?
Gözümde ışıklar, yıldızlar misali,
Sen diye sayıklayan bir yürek,
Sarı mavi düşlerimde gözlerine takıldı.
Sevmek yoktu aslında aklımda,
O boncuk gözlerin olmasaydı.
Sevdanın rengi o gülüşün,
Yeter gönül, dert biter mi sanırsın?
Kalpten başka gurbet harmanın mı var?
Ne sevda kaldı, ne vefa... Yalnızsın.
Gözyaşından gayrı dermanın mı var?
Yel eserken serin dağlar başında,
Yıllar çok garip bir telaş içinde,
Çıkmaz sokaklardan geçerken hayat,
Mazi ağlamaya başlar içimde,
Tüm ağaçlar yaprak dökerken hayat.
Ardından bir bir uçup giden kuşlar,
Bugünlerde üstümde ölüm sensizliği,
Özlem dökülür usul usul uzak bir diyardan.
Her şeyin bir vakti, bir mevsimi varmış;
Nasıl kurur, nasıl da unutulurmuş insan.
Sarı yapraklar ardından bir gün aklına düşersem,
Kara buluttur yüreğini acıtan,
Sahte yüzlere maske takılmış.
Gizli bir fısıltıdır hayatı çürüten,
Yürek acısı taştan da ağırmış.
Üzerini örtmek istersin yaşanmışlıkların,
Baktığım her yerde sen,
Her şeyde sen varsın.
Nasıl söylesem, nereye gitsem?
Yalnızlığın başkenti kadın.
Bırakıp kaçsam diyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!