İnandığın yerden kırarlar hep,
Önce yüzüne düşen gülüşü gider.
Üç beş damla kan ve gözyaşı,
Avaz avaz bağırıp bin ah eder.
Yüreğindekini bir türlü sökemezsin,
Çaresiz, hızlı bir tükeniş benimkisi;
Gün gün bir parçam kopar geçmişinden.
Sesinin ilk kıpırtısı gelir, yakar kulaklarımı,
Dokunamam gözyaşına, süzülürken kirpiğinden.
Yüreğe düşen o duyguyu bilir misin?
Ölüm, hayatın ta başlangıcıdır,
Zır deli yüreğim bilemedi hiç.
Fani ömür, gözyaşında saklıdır,
Peşine düşen, dile gelmedi hiç.
Bin can acıtır kalbindeki diken,
Yürek yürek üstüne,
Papatyaya bel bağladı gözler.
Hiçbir hayale sığmadı,
Bir bir soldu taç yaptığım çiçekler.
Şakaklarımda öldü kelebekler.
Avuç içi çizgilerinde,
Ayak izlerim kayboldu.
Demir attım paslı yalnızlığa;
Bir oyana bir buyana savurdu.
Yaprağın üstündeki çiğ tanesiydin,
Öyle kırgınlık var ki üzerimde,
Tarifi imkânsız...
Lime lime olmuşum,
Sanki bir ölüden farksız.
Ne çığlıklarımı duyan var,
Kuru bir yaprak gibi savrulurum,
Şehrin üstüne düşerken yalnızlık.
Bir fincan kahvenin yanında,
Kırk yıllık acı bir pişmanlık.
Ölümün en uzun hali bu;
Deli yüreğim ağrır,
Bir deniz kenarında,
Yan yana yürüdüğümüz,
El ele tutuşmadığımız dakikalarda.
Senin olduğun her yerde,
Rüzgârlar dolanırken yelkenin kıvrımına,
Bir sır gibi süzülür ufkun aralığına.
Ardında ıssız bir sahil, silik yüzler kalır,
Gökyüzü mavi olsa da içte bir sis ağrır.
Hep yaktı yandırdı sevdan derinden,
Sabahlar sensiz olmuyor, Rozalin.
Hasretin vuruyor bağrıma her dem,
Aşk bu aşk, vazgeçmem diyor, Rozalin.
Bir adım sen oldun, bir adım çile,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!