Sonbaharımı yaşıyorum artık, o yorgun yaşımda;
İlki ne çabuk, ne amansız geçip gitti öyle...
Daha birbirimizi bile tam tanıyamadan;
Bir "elveda" bile demeden, sessizce.
Dün ezan okunmuştu sanki, daha dün gibi;
Oysa bugün duyulan o soğuk sala sesi...
Heyhat! Hayat dediğin bu kadar mı kısaydı?
Bir nefeslik oyunmuş meğer bu dünya hevesi.
Çocukluğum, o en masum gençliğim;
Bir rüyadan başka bir rüyamın içine geçti.
Her şey bir anda, bir göz kırpımı zamanda;
Avuçlarımdan bir kuş gibi uçup gitti.
Hangisi daha karadır, artık bilemiyorum;
O mukadder sevda mı, yoksa o soğuk toprak mı?
Söyleyin, en ağır yara hangimizdedir şimdi;
Dildeki o suskunluk mu, gönüldeki bu sızı mı?
Cevapsız sorularla yoğruldum bu ıssız yollarda;
Kendi gözyaşımla mayalandım, yandım da yetişemedim.
Hep o gençliğin peşinde koştum durdum ama;
Ne yazık ki bir gönülde, şöyle gönlümce pişemedim.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Dün ezan, bugün sala… aradaki mesafe bazen bir nefes kadar.
•Heyhat dediğin yer, hayatın insana “sen de fanisin” diye bağırdığı yerdir.
•Çocukluk bir rüyadır; gençlik onun uyanınca unutulan tarafı.
•Ömür dediğin şey, avuçta tutmaya çalıştığın su gibi… sıkarsın, daha çabuk akar.
•Hayat kısa değil belki… ama insanın içindeki umut daha hızlı tükeniyor.
30 Temmuz 2018 / Pazartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Ömür, sonbahar yaprakları gibi sessizce dökülür; farkına vardığında, rüzgâr çoktan savurmuştur."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!