Karanlık, senin olmadığın her yer;
Düğüm düğüm, keder, çaresizlik.
Gülüşünle bahar gelir, çiçekler açar;
Her zerrem, sensiz delik deşik.
Yeminle solumda ve soluğumdasın,
Loş sokakta yazgıma düşenler,
Kalbime ilmek ilmek kazınmış.
Suretin ezberimde,
Duvara vuran gölge gibi kaplamış.
Yürüyorum bir düşte gibi,
Günlerden bir gün, bir kuşluk vakti,
Darağacı asılmıştı gönül meyhanemde.
Yaş döküyordu üstüne gözlerim,
Kan kemikte üşümüştü, dil sözde.
Boğazımda bir çift göz ve bir ilmek,
Sevdam, bakmaya doyamadığım kara sevdam,
Ne öldürüyor, ne de kabuk bağlıyor yaram.
İki renkte oldu hayatım: siyah ve beyaz,
Kışa müebbet hapis, gönle gel, gel artık yaz.
Geceye ay düştü, sonra gözlerin.
Kuyunun dibinde taş gibi kesildim.
Alışamadım bir türlü yokluğuna;
Gölgemden vazgeçtim, bir senden geçemedim.
Kuru otlara dönüştüm,
Üzerime çöken bezginlikle
Karanlıkları delip geçer bir çift göz;
Bir gök gürültüsü eşliğinde
Bir yanıp bir söner bu köz.
Derin çizgilerle kaplı yüzüme
Gönülden gönüle bir yol var,
Kalbimden kalbine gider.
Sözcükler yetmez, dilim lal olur,
Hasretin gönlümde tüter.
Sözlerin soğuk bu aralar, sevgilim,
Sevmedin, bir sen sevmedin beni.
Herkesi sevdiğin gibi,
Eksiltmeden, çoğaltmadan,
Ne bir fazla, ne bir eksik.
Adı sevgi ama tadı yabancı...
Gözlerin gülerken bile soğuk,
Sanki dokunulmazmış gibi gözyaşı,
O masumiyet nasıl damla damla dökülür.
Boğazında düğümlenir anlatamadıkların,
Yüreğin siyah beyaz bir fotoğrafa gömülür.
Canın öyle yanar ki düşmeye gör,
Yoluna serilmiş yıldız uykuları,
Düşlerinde kulağına fısıldar.
Gizli bir telaşla çırpınır kalbimde,
Sen geçince acı hatıralar.
Bir kelimen yetiyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!