İçim hasret ile tutuşmuş, yanıyor.
Ateşi peşin sıra gelmez mi sandın?
Sevdan kör düğüm olmuş, izler doluyor.
Hicran senle, bu efkâr dinmez mi sandın?
Gözümde ışıklar, yıldızlar misali,
Sen diye sayıklayan bir yürek,
Sarı mavi düşlerimde gözlerine takıldı.
Sevmek yoktu aslında aklımda,
O boncuk gözlerin olmasaydı.
Sevdanın rengi o gülüşün,
Yeter gönül, dert biter mi sanırsın?
Kalpten başka gurbet harmanın mı var?
Ne sevda kaldı, ne vefa... Yalnızsın.
Gözyaşından gayrı dermanın mı var?
Yel eserken serin dağlar başında,
Demediler mi sana şaşkın ördek,
“Ben sende gizliyim” diye?
Sen beni uzak şehirlerin
Kül rengi akşamlarında ararken,
Ben nabzının en tenha yerinde beklerim.
Demediler mi sana?
Yıllar çok garip bir telaş içinde,
Çıkmaz sokaklardan geçerken hayat,
Mazi ağlamaya başlar içimde,
Tüm ağaçlar yaprak dökerken hayat.
Ardından bir bir uçup giden kuşlar,
Bugünlerde üstümde ölüm sensizliği var.
Özlem dökülür usul usul uzak diyarlardan.
Her şeyin bir vakti, bir mevsimi varmış;
Nasıl da kurur, unutulurmuş insan.
Sarı yapraklar ardından bir gün aklına düşersem,
Kara buluttur yüreğini acıtan,
Sahte yüzlere maske takılmış.
Gizli bir fısıltıdır hayatı çürüten,
Yürek acısı taştan da ağırmış.
Üzerini örtmek istersin yaşanmışlıkların,
Baktığım her yerde sen,
Her şeyde sen varsın.
Nasıl söylesem, nereye gitsem?
Yalnızlığın başkenti kadın.
Bırakıp kaçsam diyorum,
Ölsem de bir gün, toprağa sessizce düşsem,
Kalbimde bir gül olur, yine orada yaşarsın.
Mezar taşındaki o soğuk, beyaz mermerde;
Gözümden her saniye düşen, o ıslak damlasın.
Apansız uyanır gece yarıları,
Göğsümün duvarına kazıdıklarım.
Avuçlarımdan yalınayak geçerken,
Denizden yeni çıkmış balık gibi çırpınırım.
Demir atmış özlemin içime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!