İçimde uzaklar birikti yeniden,
Alıp başımı gitsem diyorum.
Gönlüm can kenarında,
Taşa toprağa karışsam diyorum.
Anılarım aklımın tam da ortasında,
İçimdeki o acı sessizlik,
Uzun yıllar sonra tekrar konuştu.
"Geçmiş gün" derler ya,
O his bugünkü gibi yeniden oluştu.
Beni okşayan ellerinin,
Kalbimin derinliklerinde,
Canımın ta içinde sakladığım,
Bir gülüşünün ötesi yok;
Kimseyi yerine koyamadığım.
Uyur uyanır gönül demliğinde,
Sessiz sedasız kan ağlıyor yüreğim;
İlacı olmayan bir hastalık bu.
Yaşamak, yaralanmaktır belki de;
Gam, eli kanla yazmış mektubu.
Ne zormuş hayatın kıyısında vuslat;
Vazgeçişlerde saklıdır anılar;
Bir çift göze dalar, susturamazsın.
Sımsıcak üşürsün geçtiğin yollarda;
Bir şarkıda buruk bir acıyla kalırsın.
Gecelerine geçmişin rüyaları düşer;
Artık dünyalık her bir sözcük yangın,
Alazı yaştan kalma, vazgeçmiyor.
Yakar kavurur, deli eden nazın,
Yollar uzak, varmadan vazgeçmiyor.
Karanlık odam, yıldızsız ay sensiz,
Birisi var, adını diyemediğim,
Her dem meyilli bu gönül.
Gün geçti, bu saat o saat değil;
Yine güle gam düştü, be bülbül.
Ömrümden ne baharlar geçti habersiz;
Bir adım daha atarsan ileriye,
Cam buğusuna kazınır soluk soluğa nefesin.
Asılı duran gözyaşlarını tutamaz gözbebeklerin.
Yarım bir mektup dururken masada;
Ceplerden unutulmuş bir mendil düşer,
Neden daldın gittin uzaklara?
Mesafeler engel midir kavuşmalara?
Suç yolda mı, yâr da mı?
Hangi bülbül konar bu vicdanlara?
Solan gülü,
Kıyamet koptu, geriye dönüş yok;
Er ya da geç ayrılık var, bilesin.
Ölüm Allah’ın emri, mümkünü yok;
O gün her şeyini kaybedeceksin.
Vicdani yükle kafam allak bullak;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!