Her gün hasretine dert yanarım,
Yalan dünyadan göçtün göçeli.
Sensiz akşamlarda ağlaşırım,
Yalan dünyadan göçtün göçeli.
Sönmez içimdeki alev, ateş...
Zaman küllerini savurur sanmıştım,
Hâlâ ateşin çırası batar şurama.
Gündüzümü geceye soktun,
Bari diriden ölüyü çıkartma.
Hâsılı eğip bükme dilini,
Islanmış gözlerimdeki yokluğunla,
Yaşam sırtımda hançer, nefes ise kor.
Yalnızlığım tükenmez kalemle yazılı,
Alınyazıma ekli, yakıp yıkıp geçiyor.
İçimde yangın donar ıpıssız gecelerde,
Öyle küskün, öyle kırgınım ki,
Sanki hayattan vazgeçmiş gibiyim.
Yalnızlığım üşürken içim yanar, ellerim titrer;
Ben ocağıma kor düşürdüğün gündeyim.
Ölümün saatinin yok denildiği yerde,
Kahvemi yokluğunun yankısında demledim...
Şeker yerine biraz hüzün —
Biraz da suskunluk koydum.
Bir yudumda, gözlerinin rengine takıldı zaman.
Akrep ve yelkovan, bir çıkmaz sokak gibi
Büküldü üzerime.
Geçmişimin terkisinde keşkeler,
Bütün hayatın gerisinde ömrüm.
Takılı kaldığım çocukluğumla,
Akıp gider gözlerimden başucumdaki albüm.
Kim gitmekle gidebilmiş ki,
Ne zaman düşüme gelsen,
Hayallerim yıkılır, üşür.
İki damla yaş düşer gözümden,
Dilimden ıpıssız cümleler dökülür.
Penceremi döven yağmur,
Derin bir yalnızlık çöreklendi içime,
Sessizliğin içinde kırıldı düşlerim.
Kabuk tutmaz yaralarım döküldü dile,
Bir nefeste kayboldu tüm gülüşlerim.
Kör kuyular gibi yankılandı içimde,
Dinmeyen bir sızı yalnızlık,
Kim bilir, kaç kere düştüm içine.
İçimde yanar bir idam mahkûmu;
Yüreğim fena halde çırpınır durur kendi kendine.
Ne garip... Noktasız, virgülsüz,
Kalbime yapıştın bir kere;
Sen benim aşkla imtihanımsın.
Tekrar tekrar başa sarıp kanatsan da,
Yine de bir ah demeyeceğim kadın.
Bitkin düşlerin dalga dalga vurur yüzüme;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!