Birisi var, adını diyemediğim,
Her dem meyilli bu gönül…
Gün geçti, bu saat o saat değil;
Yine güle gam düştü, be bülbül.
Ömrümden ne baharlar geçti habersiz;
Bir adım daha atarsan ileriye,
Cam buğusuna kazınır soluk soluğa nefesin.
Asılı duran gözyaşlarını tutamaz gözbebeklerin.
Yarım bir mektup dururken masada;
Ceplerden unutulmuş bir mendil düşer,
Neden böyle daldın gittin uzaklara?
Mesafeler mi sandın engel, o büyük kavuşmalara?
Söyle; suç yollarda mı, yoksa yârin o taş yüreğinde mi?
Hangi bülbül konup da can verir bu ölü vicdanlara?
Solup giden bir gülü,
Kıyamet koptu, geriye dönüş yok;
Er ya da geç ayrılık var, bilesin.
Ölüm Allah’ın emri, mümkünü yok;
O gün her şeyini kaybedeceksin.
Vicdani yükle kafam allak bullak,
Ihlamurlar çiçek açtı,
Bitti dilimde umut türküsü.
Hiçbir hayale sığmadı
Bir takvimlik yaşam öyküsü.
Kara kalem gökkuşağı,
Gökte sevda eksilmesin,
Sarf ettiğin yeminlerin,
Aşkla atan her bir sesin,
Hakk’a arzı kabul olsun.
Hasretle yanmasın gönül,
Yüreğimin bir köşesi gamlı,
Sanki gök kubbe çökmüş üstüme.
Katran karanlığında kalbim,
Hicran yaşı düşürdü gözüme.
Sevda çekirdeğini yüklendim,
Aklım sende kaldı, gözüm yollarda,
Bir haber salsana, neredesin sen?
Gecem zindan oldu, günüm komada,
Yolum sana çıkmaz, neredesin sen?
Her köşe başında bir iz sorarım,
Yana yana küle döndü düşlerim,
Bir fotoğraf kadar uzak ve derin.
Her gece kendimle kavga ettim,
İçimde kanarken gül cemalin.
Senden kalan boşluk dolmaz ki yârim;
Elbet varır varmaz ona,
Baş eğilir insafına.
Ne dilersen avucuna,
Vuslat yakın gün sayıyor.
Gel al fani âlem yası,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!