Neden böyle daldın gittin uzaklara?
Mesafeler mi sandın engel, o büyük kavuşmalara?
Söyle; suç yollarda mı, yoksa yârin o taş yüreğinde mi?
Hangi bülbül konup da can verir bu ölü vicdanlara?
Solup giden bir gülü,
Artık bülbül ne yapsın?
Feryat neye yarar?
O eşsiz gülü kırmayı göze alan gönül;
Kendi yaktığı o cehennem ateşinde yansın.
Yanan bir vicdan,
Kül olur da savrulur, ama asla yok olmaz...
Bu dünyada her şey bir yolunu bulur da;
Gül, bülbülsüz; can, cansız; aşk, sessiz olmaz.
Sen hangi uykunun sahte koynundasın?
Bil ki; dilsiz bir vicdan, insanın en ağır yüküdür.
Ben seninle her gece o ateşte yeniden yanarken;
Sana en büyük cezam, kalbimdeki bu bitmeyen öyküdür.
Şimdi ister kaç, ister saklan uzaklarda;
Vicdanın, benim seni sevdiğim kadar hürdür.
Nereye gitsen bu yangın peşinden gelecek;
Çünkü bu sevda, senin o ebedi sürgünündür.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Vicdan öyle bir ateştir ki yakar ama öldürmez; insanı diri diri cezalandırır.
•Bak okur… vicdan, insanın içindeki mahkemedir; hâkim de sensin, sanık da.
•Gülü solduran rüzgâr değil okur… kıran eldir, inciten dildir.
•Gül bülbülsüz olmaz da… insan sevgisiz kalınca taş kesilir.
4 Ağustos 2018 / Cumartesi / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Vicdan, yanan bir köz gibidir; sustukça küllenir, ama asla sönmez."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!