İçimde dinmeyen bir yorgunluk var,
Yüreğimin tam da ortasında.
Sol tarafımın içi yanıyor;
Kanatıyor acılarımı, ekim sonu, kasım başında.
Derin bir iç çekiş,
Bu hayatın çilesini çekmekten,
Şu omzumda taşımaktan yorgunum.
Dertleri, kederleri yüklenmekten,
Tekrarlanan yalanlardan yorgunum.
Kalbim yorgun, dizimde takatim yok,
Aşk denilen ne biçim bir illettir bu;
Garipliğimin içine düştü güzün.
Gidip gidip gelen ömür hikâyemde,
Göçebe kalbimde dolaşan bir hüzün…
Beterin beteri var derler ya hep,
Nah şuramda öyle bir eksiklik var,
Karşıki dağlara yıldızım düştü.
Of etsem toz duman olur acılar,
Yalnızlık birkaç damla yaşla düştü.
Yakıldı talihten yana umutlar,
Ah, benim zavallı yüreğim...
Bu kaçıncı aldanış, söyle?
Otur şimdi dertlerinin üzerine;
Bir ağıt yak kendi kendine, gizlice.
Gözyaşlarınla yıka o kirli geçmişini,
Bir kaşık sevdaya düğümlendi yüreğimin ipi,
Nefesimi kesen bu sensizlik, her gün tövbekâr.
En büyük yakarışım; kaderin, kaderim olsun,
Hasretin sırtımdan vurur, ciğerime kadar.
Bir çift gözün hapsinde bütün hayatım,
Sustukça kalbim ağrır,
Söz içte iz bırakır.
Aşk diye razı oldum,
Gülüşüm kan akıtır.
Yandı yüreğim ahla,
Yürek yarası yaralarsa,
Bir başkası dokunur soluna.
Kalbimi göğsüne gömdüğün gün,
Çocuklar gibi ağladım kana kana.
Gönül, hep bildiğini okur;
Fanidir, aldanma sakın yola.
Gönül, ne mal kalır ne mülk kula.
Yol da sensin, son yolcu da; anla,
Yürü bire, yürü, yalan dünya.
Sen bir yolcu, dünya da bir hancı;
Gönlümde sevda yükü var,
Yürür gündüz, yürür gece.
Yüze dost, geceye naçar,
Yürür gündüz, yürür gece.
Dağlar sırdaş, gönlüme taş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!