Sevda da bitermiş, dertler de meğer,
Bir bir kaybolurmuş fani dünyada.
Gönülde kalanlar ateşe düşer,
Kül olurmuş beden, fani dünyada.
Son demle gölgeler gibi sararıp,
Solumda nedensiz bir yaprak dökümü,
Bir beşerin yüreğinde yük imiş bu dünya.
Tabutun gıcırtısı fanilik türküsü söyler,
Biraz toprak, bir avuç suya.
Bir Nisan yağmuruyla başlamıştı her şey,
Yalnızlık koynunda titrer her gece,
Ay da küs yıldız da… farkında mısın?
Bir ben kaldım düşlerinde gizlice,
Dert olur bakışta… farkında mısın?
Kelimem sus pus, cümlem eksik, yarım,
Aşkım, kederim benim bitmez çilem;
Dile geldikçe kanar her bir zerrem.
Yine eyvah ki eyvah, kahpe felek;
Bir kerecik bari zülfünü görsem.
Geldin, elemler geçirdin düğüme;
Demir attım yalnızlığın çarkına,
Yaş aldıkça ağlayan ağlayana.
Kandım hayat-ı dünyeviye, eyvah!
Hiçlik diyarında bir gam hatrına.
Ömür bir rüya gibi geçti gitti,
İnsanlar, ah şu insanlar,
Erken geldiğinden dem vuruyor dünyaya.
Senaryosu çoktan yazılmış,
Bir filmin içindeyiz, hepsi bir rüya.
Senarist yazmış rolümüzü,
Her şeyi kafama takar oldum,
O dört yılda bir gelen eksik ay gibi.
Dudağımdaki gam,
Gözlerimdeki hüzün sebebi.
Ölüme adanmış bedenim,
Akıp gider hayat, bir rüya misali,
Her gün takvimden bir yaprak düşer.
Ömrünü öğütür, fark edemezsin;
Sabah yeline, akşam seline benzer.
Bu elli ikinci yaş alışım,
Bacamda tüter köz duman,
Yüreğim kan ağlar, ömrüm.
Yarama yok deva yârdan,
Zamansız tükendi ömrüm.
Hayal peşinde koşarken,
Kurumuş çiçekler titrerken,
Her nefesin ardı arkası hançer.
İçiyle konuşur mu insan?
Geç kalmışlığın hissi çöker.
Kahreder yakıcı gurbet;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!